28/3/2009 · Kategori: Amerikan Cichled

Pterophyllum Altum



Latince Adı: Pterophyllum Altum
Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul
Davranış Biçimi: Yutamayacağı boydaki balıklara karşı barışçıl.
Kendi Türlerine Davranışı: Orta derecede agresif.
Yüzme Seviyesi: Orta Seviye
Cinsiyet Ayrımı: Erkek ve dişi arasında belirgin bir fark yoktur.
Üreme: Düz yumurta dökerler. Dişi erkek beraber yumurtalara bakarlar. Akvaryum şartlarında üretimi zordur.
Sıcaklık: 26 - 28 °C
En Fazla Büyüdüğü Boy: 20 cm, yüksekliği 40 cm'i geçebilir.
En Az Akvaryum Hacmi: 300 lt, yükseklik en az 60 cm olmalıdır.
Su Sertliği: Çok yumuşak.
pH: 5.5 - 6
Zorluk Seviyesi: 3 (Zorluk Seviyesi: 1 en kolay, 5 en zor. Balığın akvaryum şartlarında beslenmesini zorluğu ile ilgili bilgidir.)

Kahverengi, bronz renklere sahiptir. Vücudu dikine 3 şerit keser. Bu şeritler daha koyu kahverengidir. Biri göz üzerinde, diğeri ortada ve üçüncüsü alt ve üst yüzgeci tamamlayan şerittir. Altumları diğer meleklerden ayıran özellikse, ağız kısmının üzerindeki çöküklüktür. Yukarıda saydığımız bu özellikler, çoğu akvarist tarafından bilinen sabit bilgilerdir.
Altumlar sivrisinek larvası, karides, kankurdu, su yüzeyinde yüzen kaliteli pul yemlerle beslenmelidir.
Discus, ramirezi, scalare(melek), catfish(kedi balığı), Armored, Pimelodids, Doradids, Loricarids tank arkadaşları arasındadır.

Peki bu balık neden akvaryuma adapte edilemiyor yada neden uzun süre yaşatılamıyor? Bir çok sitelerde araştırma yaptığınızda, akvaryumlarda altumun boy boy fotoğraflarını görürüz. Hemen bir soru gelir aklımıza, peki burada nasıl yaşıyor? İşte ilginç olanda şu ki, orada da fazla yaşamıyor. İki yada üç ay gibi bir ömrü var. Dünyada çok az sayıda uzman akvarist, bu balığı akvaryum ortamına adapte etmeyi başarmış ve üretebilmişlerdir.
Altum'u F1 bulmak neredeyse imkansız gibi bir şey. F0, yani vahşi ortamından yakalanan altumlar direkt ithalatçı firmalara yönlendiriliyor. Bu konuyada açıklık getirelim, eğer yağmur sezonu bereketli geçti ise ve altumlar rahat bir üreme sezonu geçirdilerse, vahşi ortamında bulmak kolay oluyor. Tam tersi olursa altumları bulmakta güç oluyor.
Amazon biotopu en zor olanıdır. Diyelim ki tankımızı hazırladık ve balıklarımız geldi. Geldiği yerdeki su şartları, beslenmesi vs. bu konuda çok bilgili olmamız ve getiren ithalatçı firma ile birebir bilgi almamız şarttır. Bu bilgileride aldık diyelim. Değerli akvaristler, en önemli husus bu balığın vahşi ortamında yaşadığı su şartları aynen şöyledir. pH 3,8-4,3 arası / gH ve kH 0°dır. Bulunduğu ortamdaki su çok yumuşaktır. 0 – 4 dH, 0 – 70 ppm : çok yumuşak.
Ellerinde devasa arıtma cihazları bulunan ve amazondan su örnekleri getirtip birebir tutturan akvaristler bile, su değerlerini sabit tutamamış ve altum besleme hayalleri maalesef hüsranla sonuçlanmıştır.
Dünyada bunu başaran yok mu? Var tabiki , ama çoğu akvaristin bildiği sabit bilgileri söyleyip bilgi vermiyorlar. Verdikleri bilgilerde 8-10 haftalık altum yavrularını akvaryuma adapte ettikleri, ph 4,8-6,2 / dh 1.0 - 5.0, /kh: 1 - 5o arası ve 27-31 derecede yaşattıklarıdır.

Pterophyllum Altum besleyen bazı yabancı ülkelerdeki uzman akvaristlerin, deneyimleri ve bu balık hakkındaki görüşleri;

Tankı öylesine dekor etmelisiniz ki, habitatıyla birebir olması lazım. En az akvaryum hacmi 500 ila 700 litre arasında tutulması gerekiyor. Çok sık ağaç kökleri bulundurulmalı. Temizlik ve tank hijyenine dikkat açısından taban malzemesine kum konulmamalı. Dış motorun tank ebatına uygunluğu yanı sıra, yağmurlama sistemi ile akıntı en aza indirgenmelidir. Tank ısısı 30-32 derece olmalıdır.
Altum'ların bulunduğu ortam, mevsim şartlarına göre çok değişiyor. Yağmur sezonunda derinlik 8 metre civarında olurken pH da bununla beraber 4,8 e düşüyor. Yağmur sezonu genelde amazonda, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Sular çekildiğinde ise, nehir neredeyse çok hareketsiz hatta durgun hale geliyor ve haliyle pH da bununla beraber yükselişe geçiyor. Çok önemli püf noktada buradaki benim düşüncem, vahşi altumların bu evresini akvaryumda tutturamıyoruz. Sular yükseldiğinde ki su basıncı ve pH düşmesi, sonrasında suların çekilerek neredeyse ağaç kökleri aralarında kalıp adapte olmaları ve pH yükselmesi. Bunları akvaryumda uygulamak çok bilgi, tecrübe ve deneyim gerektiriyor.

Bir uzman akvarist, altumların yaşadığı bölgeye giderek hem su testi hemde vahşi altumlardan yakalayarak ilk tecrübesine atılmış. Habitatından topladığı kökleri akvaryuma dizayn etmiş. Yaklaşık 10 cm. büyüklüğünde genç bireylerden oluşan altumları, yanlarına 7 adet turquoise discus ekleyerek 100*100*70 büyüklüğündeki tanka atmış. İlk hafta bir tane altum ölmüş ve o günden sonrada günlerce uykusuz kalmış. Bunun nedeni ise çok ürkek olmaları ve sürekli saklanmalarıymış. Bazen balıkları göremiyor ve bir kökün arasındamı kaldılar diye endişeleniyormuş. Yaklaşık 1 sene sonra altumlar tam 20 cm. olmuş. Tankta epeyce form kazanan altumlar, birbirlerine kur yapmaya bile başlamışlar. Hatta gözüne çarpan üç tane altumdan ikisi, birbirlerine üstünlük sağlamak için mücadale veriyorlarmış. Uzman akvaristimizin yorumuna göre, bu ikisi dişiymiş. Erkekle çiftleşme isteğinden kaynaklanıyormuş. En nihayet eş seçilmesi tamamlanmış. Üretim tankına ayırmış ve iletkenliği 15 µS ve pH ı 5’e çekmiş. Akvaryuma birkaç kök koymuş ve ertesi gün altumlar kökleri temizlemeye başlamışlar. Daha sonra uzmanımız akvaryuma bir adet, Spathiphyllum (peygamber kılıcı ) diye bildiğimiz yapraktan koymuş. Altumlar direk bu yaprağı temzilemeye başlamışlar. Akşamüstü olduğunda 150 kadar yumurta görmüş(18:30). Yumurtlamanın devam ettiğini gören akvaristimiz rahatsız etmemiş ve 20.30’a kadar yumurtlama devam etmiş. Bu süreçte yaklaşık 600 yumurta bırakmışlar. 72 saat sonra yumurtaların çok azı mantarlaşmış. Kuyruklarının ilk hareketleri görülmüş. Diğer 72 saatte serbest yüzmeye başlamışlar. Tank ne kadar büyük olursa olsun altum yavruları yemi mutlaka bulurlarmış arkadaşlar. İlk yemleri olan artemia'yı hemen tüketmemişler, ama bir süre sonra kabul etmişler. Anne ve baba altum sürü halinde tutmak için yavrularını çok gayret sarfediyorlarmış. Her gün su değişimi yapıp, tankın sürekli temiz kalmasını sağlamış. Her yemlemeden sonra, dip çekimini hiç aksatmamış ve süratle büyümelerine hayran kalmış. Bu süreçte altumlar 5-6 haftalık oluncaya kadar sadece üç veya beş altumu ölmüş. 4 aylık olduklarında 15’er adet olacak şekilde 450’şer litrelik akvaryuma altumlarını ayırmış.




Pterophyllum Altum yaşadıkları bölgeler;




Vahşi Altumlar;




Akvaryumda Üretimi:








Bu melek ötesi canlıyı bir gün mutlaka besleyeceğim.
Saygılar...

Nicaragua ve Managua Gölü Cichlidleri

Bu konumuzda Nicaragua ve Managua gölü cichlidlerini tanıyacağız. Bir çok türünü eminim ki çoğumuz biliyoruzdur. Akvaryumlarımız da beslediğimiz bu agresif ve barışcıl türlerin, gerçek yaşadıkları alana ve kendi habitatlarına bir yolculuk yapalım.

Nicaragua ve Managua gölünde yaşayan belli başlı cichlidler;

Amphilophus citrinellum ( midas cichlid)
Amphilophus longimanus
Amphilophus rostratum
Amphilophus labiatum
Archocentrus centrarchus
Archocentrus spilurus (Cryptoheros) spilurum
Archocentrus (Cichlasoma, Cryptoheros) nigrofasciatus
Herotilapia multispinosa
Hypsophrys 'Copora' nicaraguensis
Neetroplus nematopus
Parachromis dovii
Parachromis loisellei
Parachromis managuense
Vieja maculicauda





Nikaragua, tropikal bölgede yer alır. Ülkenin büyük bölümünde sıcak ve nemli bir iklim hakimdir. Alçak arazilerde çok yüksek sıcaklıklar görülür. Bununla beraber doğudan esen alizeler buralarda iklimi bir miktar ılıman hale getirmektedir. Tepelerde ve dağlarda da iklim ılımandır. Atlantik kıyıları, Pasifik kıyılarına nazaran daha çok yağış alır. Pasifik kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 3.810 mm., Atlantik kıyısında ise yılda ancak 1.140 mm. yağış alan Managua hariç 2.030 mm.'dir. Sene, biri kurak, diğeri yağışlı olmak üzere iki mevsime ayrılır. Managua'da sıcaklık ortalaması, Aralık'ta 27°C, Mayıs ve Haziran'da 30°C arasında değişir. Batıda, Pasifik kıyısında, deniz seviyesinden yüksekliği 37 mt. olan ve yaklaşık 61 km. uzunluğunda ve 26 km. genişliğinde Managua Gölü yer alır. Bu göl, Tipitipa Nehriyle, ülkenin en büyük gölü olan Nikaragua Gölüne irtibatlanır. Nikaragua Gölü, deniz seviyesinden 32 mt. yüksek olup, 160 km. uzunluğunda ve 72 km. genişliğindedir. Bu göl, Karayip Denizine dökülen ve Kostarika ile sınırın büyük kısmını teşkil eden San Juan Nehrini besler.

Nicaragua ve Managua Gölünden görüntüler





Birazda gölümüzün derinliklerine inelim. Bakalım küçük dostlarımız aşağılarda nelerle meşguller?

Meşguliyetleri her zaman ki gibi zaten bellidir. Kimi kumluk alanlarda, kimi bir kayanın altında yuva kazarlar. Herkes eşini takmış peşine, yer arama derdinde olur. Nicaragua gölü gerçekten muhteşem bir güzelliğe ve bir o kadar ilginç habitata sahip bir göldür. Herotilapia multispinosa (rainbow cichlid) den tutun da, tam bir balık avcısı olarak bilinen ve diyetlerini zebralar, genç midaslar oluşturan erkekleri tam 75 cm. olan Parachromis dovii ( kurt cichlid) habitatında barındıran bir göldür.

Gölün bütün sakinleri, üremek için kayalık alanlarda yer kapma telaşına girerler. Akvaryumlarımızda bir zebra çiftin, yavrularını nasıl canı pahasına korurken agresifleştiğini ve terör estirdiğini biliriz. Ama şu an beslediğimiz zebraların hemen hemen hepsi, kendi habitatlarını görmediler ve çok dejenerasyona uğramış halleridir bunlar. Bir de kendi habitatındaki zebraların davranışlarını görmelisiniz. Tam birer terminatörler. Özellikle üreme zamanında kendinden kat kat büyük diğer terminatör olan, Parachromis dovii ( kurt cichlid), midas cichlidlere hiç de korkmadan kafa tutarlar. Hatta bazen zebra erkekleri koloni kurup (4-5) adet, zebra yumurtalarına veya yavrularına tehdit oluşturabilecek her türlü saldırıyı bertaraf etmek için nöbet bile tutabilir. Barışcıl türlerimiz, yumurtlamak için onlarda kayalık alanlarda yer kapma şanslarını deniyorlar ama maalesef, bu girişimleri hüsranla sonuçlanıp tekrar gölün derin ve kumluk alanlarına dönmek zorunda kalıyorlar.
Kayalık alanlarda öylesine kıyasıya bir mücadele vardır ki, genç damızlık adaylar, genç bireyler, henüz yumurtlamamış veya yumurtlama evresine yeni girmiş damızlık adaylar tam birer yavru ve yumurta avcısıdır. Yumurtlayan eşler çaresiz ne yapacaklarını şaşırmış durumda olur. Biri ordan, biri burdan saldırıdadır. Özellikle sıkça bahsettiğimiz Parachromis dovii bile yarım metrelik cüssesiyle yavrularını korumakta zorluk çekebilir. Cüsse işte, ne sağa ne sola hızlı hamle yapabilir.







Nıcaragua gölü cichlidlerinin habitatındaki su değerleri aşağıdaki gibidir.
Eğerki üretim düşünülüyorsa, bu su değerleri tutturulmaya özen gösterilmelidir.

Amphilophus citrinellum: 72-77ºF (22-25ºC), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0-8.0
Amphilophus longimanus: 77-84°F (25-29°C), dH 2-15 (5), pH 6.7-7.7 (7.0)
Amphilophus rostratum: 72-77ºF (22-25ºC), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0-8.0
Amphilophus labiatum: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Archocentrus centrarchus: 78-96°F (24-26°C), GH: 1-4, KH: 2-4, pH: 6.5-7.2
Archocentrus spilurus (Cryptoheros) spilurum: 75-79°F (24-26°C), 4-9 dH, pH: 6.5-8.0
Archocentrus (Cichlasoma, Cryptoheros) nigrofasciatus: 68-79°F (20-26°C), 9-20 dH (12), pH: 7.0-8.0
Herotilapia multispinosa: 68-79°F (20-26°C), 9-20 dH (12), pH: 7.0-8.0
Hypsophrys 'Copora' nicaraguensis: 73-81°F (23-27°C), 4-20 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.7-8.0
Neetroplus nematopus: 75-79°F (24-26°C), KH 3-21, pH: 7.0-8.0
Parachromis dovii: 75-79°F (24-26°C), 6-20 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Parachromis loisellei: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Parachromis managuense: 75-79°F (24-26°C), 5 - 18 dH (8), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0 8.7
Vieja maculicauda: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0





MELEK BALIKLARININ DAVRANIŞLARI

Melek balığı, sadece tankta öylesine gezinen ve çekici görünen bir balık tipi değildir. Onların sade güzelliğinden başka, cinse özgü benzersiz, ilginç bir takım davranışlar içerir. Takip edilen davranış gözlemleri, iki ayrı tankın içinde yapıldı. Tank A ‘ya, büyük bir mermer (marble) melek balığı ve biraz daha küçük, ama olgun bir blushing melek koyuldu. Bu doksan-galon tankın içinde bulunan diğer organizmalar; Üç gurami, üç köpekbalığı, salyangozlar, türlü bakteriler ve bir su yosunu yiyicisidir. Tank B, yirmi-beş galonluk bir tanktır ve içinde yaklaşık aynı boyda gümüş bir melek ve altın bir melek vardır. Tank B ayrıca, iki blueberry tetra, iki striper balığı ve bir yosun yiyicisini barındırmaktadır.

Melek balığını gözlemenin en dikkate değer davranışı, onları izlerken birbirlerinin vücutlarına paralel hale geldikleri zamandır. Ne zaman bir balık döner, sonra diğer balık, aynı yönde paralel biçimde kendini tekrar düzenler. Bazen başları aynı yöne gelecek şekilde paralel dururken, bazen de baş-kuyruk şeklinde paralel dururlar. Tankta eğer diğerlerine göre büyük bir melek varsa, daha küçük balığın, daha büyük balığın yönüne doğru kendi vücudunu hizaya getirdiği fark edilirdir.

Bu davranış, bir savunma jesti olabilir. Meleklerin başlarının kenarlarında gözleri olduğundan dolayı, onlar sadece yandan yaklaşan yırtıcıları fark edebilir. Eğer onların ince vücutları, yırtıcı ile aynı yönde kalırsa, bir yırtıcı, onun gerçekte olduğundan çok daha küçük bir balık olarak görebilir. Üstelik bir melek balığı sürüsünde, yırtıcı eğer meleklerle aynı doğrultudaysa, onları olduğundan çok daha küçük etli balık olarak görecektir. Eğer yırtıcı, melek balığının yan tarafından yaklaşırsa, o zaman melek balığı arkasına bakmadan oradan uzaklaşacaktır. Bu olayda, yırtıcı sadece, melek balığının kuyruğunu görür, meleğe daha küçük bir av olarak baktığı kabul edilebilir. Bu yüzden, melek balığının şekli, cinsin davranışını açıklayabilir. Cins doğal olarak, yırtıcılar tarafından tutsak alınmaktan kaçınmak için bu davranışları gösterebilir.

Melek balığının, içerdiği başka bir kalite, meraktır. Bu davranış, yiyeceği önemsemekle ilgili görünür. Tank A ‘da mermer melek, ne zaman bir insan, özellikle tankın bakımını yapan kişi, tankın yanından geçse, mermer melek balığı her zaman, o kişiyi dikizler, mesela yiyecek istemek için. Ne zaman tankın camında bir parmak görse, tuhaflaşırlar. Bir parmak, tankın dışına dokunduğu zaman, blushing melek, ilk olarak, nesneye yaklaşacaktır. Parmak, farklı noktalarda hareket ettiği zaman, balığın ağzı, nesneyle beraber hareket edecektir. Eğer melek mermerse, yaklaşır, daha küçük olan blushing melek, mermerden birkaç inç bir mesafede diğer melekle hareket edecektir. Mermer melekten sonra, blushing melek aynı davranışına devam eder. Blushing melek, mermerin her zaman yakınında bulunur ve mermerle paralel bir biçimde kalır. Yiyecek tanka getirildiği zaman, kapak kaldırılınca, melek balığı yiyeceğin onlara geliyor olduğu ve bunu beklemesi gerektiğini bilen ilk cinstir. Bir defa beslenmek için pozisyon alan melek, artık tankın dışındaki bir nesneyle ilgilenmez.

Melek balıklarının, hızlıca çoğaltmak ve büyüme için büyük bir kapasitesi vardır. Daha küçük olan blushing melek, bir süre bu tankta kaldı ve aşırı derecede hızlıca büyüdü. Daha önce blushing meleklerin en narin tür olduğu bilinirdi. Bu melek, bilinenlerin tersini gösterdi. Tankta blushing melek, yiyecek kaynağına doğru yüksek ölçüde saldırgandır. Büyük granül yem, tanka ilk verildiğinde, blushing melek, ağzı ufak topları kapmak için fazla küçük olsa bile, onları yemeyi deneyen ilk melektir. Mermer melek ise, bu yiyeceğe ilgi göstermez, onun yerine, beslenme vaktinde gelecek olan yiyeceği bekler. Muhtemelen bu küçük meleğin bu denli yeme sebebi, hala büyüyor olmasındandır. Tank B'de, hem gold melek, hem de silver melek, Tank A ‘daki blushing melekle aynı boyda olduğundan, onlar da yiyeceğe aynı şekilde ilgi göstermiştir.

En merak edilen davranış, egemenliğini göstermek için sergilenen davranışlardır. Bu davranış, her iki tankta da gözlendi ama Tank B ‘de daha barizdi. En belirgin olan, dudaklarının birbirine kilitlenmesi olayıdır. Olaya bakılınca bu meleklerin samimiyet kurduğu düşünülebilir. Yine de, bu davranış sürekli devam ettiği gibi, çenelerin şefkatli bir kilitlemesi olmadığı dikkate değerdir, aksine saldırganlığın bir işaretidir. Onlar, çeneleri kilitlediği andan itibaren, birbirlerini çok sert bir şekilde iterler. Sonra tipik bir şekilde, nefes alır ve dinlenirler. Seyreden kişi, onların oksijensiz kaldığını ve tanka oksijen verilmesi gerektiğini düşünür. Birçok defa çeneleri kilitledikten sonra oksijen almak için dönerler, Silver melek duyargalarını geriye doğru çeker ve zıplayarak aşağıdakilere egemenliğini gösterir, sonra, gold meleğin solungaçların altından gagalamaya başlar, Bu, birkaç kez tekrarlanır. Gold melek, alttan gagalamaları bekler ve ağzını kaldırmaya başlar. Silver daha sonra, gold meleğin etrafında iki çember yüzer. Sonra gold meleği gagalamaya devam eder. Her iki balık, hava için yüzeye döner, silver sonra gold meleği birkaç kez daha gagalar. Gagalamalardan sonra, gold melek başını yukarı doğrultuda konumlandırır, bu gagalamayı kabul etmek demektir. Silver sonra, gözün arkasını ve kenarlarını da gagalar. Bu durumda gold melek kendini geri çeker ve uzakta yüzer. Silver melek, gold meleği paralel konumda izler. Arkasından yaklaşıp, kuyruğunu da gagalar. Bu şekilde önden ve arkadan gagalamalar devam eder. Sonunda gold mağlubiyeti kabul eder ve artık gagalanmaya karşı tepki vermez olur.

Bu gösteri, boş alanların kime ait olduğunu ve yemi önce kimin alacağını, yani egemenliği öğretmek gibi görünür. Bir tankta, hiçbir beslenme düzeni yoksa bile ve herkes, aynı zamanda yiyebilse bile, melek balıklarının doğasından gelen bir hareket olarak görülür. Boşluk, bir tank çevresinde büyük bir faktördür. Eğer bu kavga egemenlik içinse bir balık, herhangi bir zamanda, tankın içinde özel bir bölgeyi talep edebilir. Hatta baskın balık, ne zaman aynada kendini görse, yine dövüşmek için hazırlanır. Bu belki de, melek popülasyonunda major baskınlığın gerçek boyutudur.

Davranış ve araştırma çalışmalarım boyunca, meleklerin yavrulaması için ortamı hazırladım. Sonunda meleklerim yumurtaları dizdi ve dölledi.. Dişi, duyargalarını geri çeker, ve bir yaprağın üzerine yumurtaları koyar. Erkek sonra, aynı biçimde yumurtaları döllemek için izler. Yumurtaların bir hafta sonra çatlaması gerekir.

Çeviren: Ümit SEZER

Julie Barker ‘a ait makaleden çeviridir. Başka makaleler de çevirme hazırlığındayım. Çeviride eksik ve hatalı kısımlar olabilir. Sürç-ü lisan ettimse affola...

Orjinal makale linki:
http://cas.bellarmine.edu/tietjen/PP...h_behavior.htm

Yazının bundan sonrası kendi araştırmalarım ve gözlemlerimdir.

Melek balıklarında cinsiyet ayrımı olgunluğa erişmiş ve tüp çıkarmış bireylerde tüpçüğe bakılarak kolayca yapılabilir. Aşağıda örnek resimleri inceleyebilirsiniz.

Dişinin üreme tüpçüğü; kalın, kısa ve yanardağ ağzı şeklinde ortadan basık, kenarları yüksektir.



Erkeğin üreme tüpçüğü; daha uzun, ince ve sivridir.



Egzotik melek türleri...

Böylesini hiç görmediniz. Bunlardan ülkemizde bir çok yerde satılsa, eminim çok daha fazla melek besleyen olurdu.

Blu-face


Dalmaçyalı


Half-black


Orange-koi (tricolor varyetesi)


Orange-koi 2


Orange-sunset (blushing)


Platin


Albino



Meleklerde Eş Tutma

Melek sürüsünde, ergenlikten itibaren, müthiş bir baskınlık mücadelesi başlar. Tankınız, bölge tutma ve gagalamalar, ayrıca kovalamacalar gibi gösterilere sahne olur. Bazen ciddi yaralanmalar görülse de, genelde savaş kanlı değildir. Genelde baskınlık için erkekler savaşır, ama bazen dişiler de baskınlık savaşına girebilirler. Erkekler gibi dişilerde diğer dişiler arasında baskınlık için mücadele eder. Böylece baskınlık kazanan birey, diğerlerine egemenliğini ilan eder. Bölgesine kimse giremez, yemi ilk önce baskın olan yer gibi ağalık durumları oluşur.

Bunların üremedeki rölü nedir?

Baskın olan erkek, dişiler arasında en işyi gelişmiş, en güçlü ve anaç olannı seçme hakkına sahip olur. Bazen aynı dişiye göz koymuş başka erkekle mücadele etmesi gerekebilir. Dişiler de öyle kolayca seçmezler. Onlar, seçeceği erkeği önce bir teste tabi tutarlar. Mesela erkek dişiyi istiyorsa onunla da mücadele etmeli ve dişiyi pes ettirebilmelidir. Aksi halde vay haline

Diyelim ki, baskın erkek bir dişiyi uygun buldu ve onun da rızasıyla eş oldular. O zaman bu çift sahiplendikleri bölgeye kimseyi yaklaştırmaz, hatta sırf baskınlık elden gitmesin diye, arada gereksiz de olsa gövde gösterisinde bulnurlar. Doğada eş tutan çiftler sürüden uzaklaşır ve bir daha sürüye geri dönmezler. Ömür boyu birlikte kalırlar ve binlerce yavru büyütürler. Ama tankta durum böyle değildir. Eş tutan çifti ayırmazsanız, diğerleri için tankı dar edeceklerdir. İyice hırpalanan ve dövülerek sindirilen diğer bireyler arasında eş tutma ya da buna yeltenme bile olmayacaktır. Bu durumda eş tutan bu baskın çifti ayırarak, geride kalanlar için baskınlık ve dolayısıyla eş tutma şansı tanımalısınız.

Eş tutma, tüm bireyler arasında aynı anda gerçekleşmeyecektir. Bununla birlikte, eşit sayıda erkek ve dişi olsa bile, hepsinin eş tutma durumu olmayabilir. Yalnız kalanlar genelde en pısırık, güçsüz, az gelişmiş tipler olabilir. Yalnız kalanlar için 2. bir şans daha vermek isterseniz; aynı boylarda farklı bireyleri tanka koyabilir ve yeni bireylerle eş tutmalarını umut edebilirsiniz.

Eş tutmuş çiftler kolay kolay birbirinden ayrılmazlar ve kalabalık arasında bile eşlerini kolayca tanıyarak, yeniden birlikte olurlar. Eşlerden biri ölene kadar, hatta bazen ölse bile, diğer eş başka bireylerle yeniden eş tutmayacaktır.

Yumurtlama Zamanı

Eşlerinizin ne zaman yumurtlayacaklarını nasıl anlarsınız?

Bu soru meleklerle yeni tanışanların kafasında dolanıp durur. Konuya kendi gözlemlerim, deneyimlerim ve çeşitli kaynaklardan yaptığım araştırmaların senteziyle genel bir pencereden bakacağız.

Melek balıkları genelde 8-10 aylıkken kızışmaya ve eş aramaya başlarlar. 6 aylıkken bile eş tutanlar vardır. Mesela benim tricolor çiftim gibi. Boy faktörü çok fazla önemli değildir. Bireyler arasında bariz boy farkı yoksa, boyun da pek önemi yoktur. Genel olarak iyi gelişmiş iriler, erkektir. Bu onlara baskınlıkta avantaj sağlar. Dişilerin boyu o kadar farketmez. Bireylerin baskınlık kurması için gereken cesaret, kararlılık ve güç yeterli olur.

ERkek melekler, uygun ortamı yakaladıklarında gözüne kestirdikleri dişiye kur yaparken, bir yandan da bölgelerini savunurlar. Bu genelde 8-10 aylıkken görülür. Tam olgunluk 12 aylıkken olur. Yani 8. ayda eş tutmuş çiftler, büyümeye devam ederler. Onların iyi birer damızlık olmasını istiyorsanız, küçük akvaryumlardan çok daha geniş, en az 80 cmlik akvaryum ayarlamalısınız. Ayrıca kaliteli yemlerle beslemeli, diyetlerine mutlaka canlı yem eklemelisiniz. Bu hem onların gelişmesini sağlar, hem de yumurta sayısına ve sperm sayısına etki eder. Daha fazla yavru almak istiyorsanız, canlı yem mutlaka vermelisiniz.

Eş tutan çift, savundukları bölgede düz bir zemin seçerler. Bu genelde geniş yapraklı iri bir bitki yaprağı olacaktır. Eğer yaprak bulamazlarsa, filtre borusu, testi yüzeyi, hiç olmadı yan cama yumurtaları diziverirler. Sizin koyduğunuz çeşitli cisimleri de beğenirlerse oraya da yumurtaları koyabilirler. Bu iş için düz, koyu renkli, pürüzsüz ve mümkünse dikey duran bir nesne olmalıdır. PVC boru, mermer parçası, CD gibi işe yarar malzemeler kullanabilirsiniz.

Seçtikleri eğer bir yapraksa, yumurtlamadan 1-3 gün önce yüzeyini iyice temizlerler. Yosun, partiküller, yem artıkları, dışkı artığı gibi maddeleri derhal uzaklaştırırlar. Öyle bir temizlerler ki, gözleri başka şey görmez ve yumurtlama anına kadar bu temizlik devam eder. Pırıl pırıl olana kadar da yumurtlamazlar. Ayrıca yumurtlama zamanı için dişinin hazır olması gerekir. Dişinin karnı yumurta dolmadan ve çiftleşme için uygun zaman gelmeden, erkek ne kadar hevesli de olsa, çiftleşme gerçekleşmez. Bu sebeple yumurta dizme, bazen 1 haftayı bulabilir. Örnek: benim çift 1 haftadır yaprak temizliyor. Dişinin yumurta dolmasını bekliyoruz.

Eğer çiftiniz bir zemini böylesine temizliyorlarsa, genelde 1 ile 3 gün sonra yumurtaları dizecekler demektir. Temizleme işlemi bitince, sırasıyla yumurtlama talimlerine başlarlar. Yumurta dizercesine yapılan bu hareketler, bir çeşit egzersizdir. Bu işlem bir saat ile bir kaç saat arasında değişir. Egzersizin yeterli geldiğine inandıkları zaman yumurtlama işlemi başlar. Bu işlem genelde öğle saatlerine denk gelir. Çeşitli aksilikler yüzünden öğleden sonraya sarkabilir. Sabah aynı saatlşerde yemleme yapmak çok önemlidir. Sabah yemini geç alan veya alamayan çiftin yumurtlaması da gecikebilir.

Eş olma ihtimali üzerine tablo



Birey sayısı - En az bir çift olma şansı(%)
1------------ 0.0
2------------ 50.0
3------------ 75.0
4------------ 87.5
5------------ 93.8
6------------ 96.9
7------------ 98.4
8------------ 99.2

Son olarak internetten bulduğum ve hoşuma giden bir kaç fotoyu paylaşmak istiyorum siz melek severlerle...












Hala hangi balığı besleyeceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Not: Alıntı değildir. Tamamı kendi deneyim, gözlem ve çeşitli kaynaklardan yaptığım araştırmaların sentezidir.

Ümit SEZER
<_script />gal_register('gal_233_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_35_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_59_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_87_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_102_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_253_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_183_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script />

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki ::