28/3/2009 · Kategori: Amerikan Cichled

Pterophyllum Altum



Latince Adı: Pterophyllum Altum
Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul
Davranış Biçimi: Yutamayacağı boydaki balıklara karşı barışçıl.
Kendi Türlerine Davranışı: Orta derecede agresif.
Yüzme Seviyesi: Orta Seviye
Cinsiyet Ayrımı: Erkek ve dişi arasında belirgin bir fark yoktur.
Üreme: Düz yumurta dökerler. Dişi erkek beraber yumurtalara bakarlar. Akvaryum şartlarında üretimi zordur.
Sıcaklık: 26 - 28 °C
En Fazla Büyüdüğü Boy: 20 cm, yüksekliği 40 cm'i geçebilir.
En Az Akvaryum Hacmi: 300 lt, yükseklik en az 60 cm olmalıdır.
Su Sertliği: Çok yumuşak.
pH: 5.5 - 6
Zorluk Seviyesi: 3 (Zorluk Seviyesi: 1 en kolay, 5 en zor. Balığın akvaryum şartlarında beslenmesini zorluğu ile ilgili bilgidir.)

Kahverengi, bronz renklere sahiptir. Vücudu dikine 3 şerit keser. Bu şeritler daha koyu kahverengidir. Biri göz üzerinde, diğeri ortada ve üçüncüsü alt ve üst yüzgeci tamamlayan şerittir. Altumları diğer meleklerden ayıran özellikse, ağız kısmının üzerindeki çöküklüktür. Yukarıda saydığımız bu özellikler, çoğu akvarist tarafından bilinen sabit bilgilerdir.
Altumlar sivrisinek larvası, karides, kankurdu, su yüzeyinde yüzen kaliteli pul yemlerle beslenmelidir.
Discus, ramirezi, scalare(melek), catfish(kedi balığı), Armored, Pimelodids, Doradids, Loricarids tank arkadaşları arasındadır.

Peki bu balık neden akvaryuma adapte edilemiyor yada neden uzun süre yaşatılamıyor? Bir çok sitelerde araştırma yaptığınızda, akvaryumlarda altumun boy boy fotoğraflarını görürüz. Hemen bir soru gelir aklımıza, peki burada nasıl yaşıyor? İşte ilginç olanda şu ki, orada da fazla yaşamıyor. İki yada üç ay gibi bir ömrü var. Dünyada çok az sayıda uzman akvarist, bu balığı akvaryum ortamına adapte etmeyi başarmış ve üretebilmişlerdir.
Altum'u F1 bulmak neredeyse imkansız gibi bir şey. F0, yani vahşi ortamından yakalanan altumlar direkt ithalatçı firmalara yönlendiriliyor. Bu konuyada açıklık getirelim, eğer yağmur sezonu bereketli geçti ise ve altumlar rahat bir üreme sezonu geçirdilerse, vahşi ortamında bulmak kolay oluyor. Tam tersi olursa altumları bulmakta güç oluyor.
Amazon biotopu en zor olanıdır. Diyelim ki tankımızı hazırladık ve balıklarımız geldi. Geldiği yerdeki su şartları, beslenmesi vs. bu konuda çok bilgili olmamız ve getiren ithalatçı firma ile birebir bilgi almamız şarttır. Bu bilgileride aldık diyelim. Değerli akvaristler, en önemli husus bu balığın vahşi ortamında yaşadığı su şartları aynen şöyledir. pH 3,8-4,3 arası / gH ve kH 0°dır. Bulunduğu ortamdaki su çok yumuşaktır. 0 – 4 dH, 0 – 70 ppm : çok yumuşak.
Ellerinde devasa arıtma cihazları bulunan ve amazondan su örnekleri getirtip birebir tutturan akvaristler bile, su değerlerini sabit tutamamış ve altum besleme hayalleri maalesef hüsranla sonuçlanmıştır.
Dünyada bunu başaran yok mu? Var tabiki , ama çoğu akvaristin bildiği sabit bilgileri söyleyip bilgi vermiyorlar. Verdikleri bilgilerde 8-10 haftalık altum yavrularını akvaryuma adapte ettikleri, ph 4,8-6,2 / dh 1.0 - 5.0, /kh: 1 - 5o arası ve 27-31 derecede yaşattıklarıdır.

Pterophyllum Altum besleyen bazı yabancı ülkelerdeki uzman akvaristlerin, deneyimleri ve bu balık hakkındaki görüşleri;

Tankı öylesine dekor etmelisiniz ki, habitatıyla birebir olması lazım. En az akvaryum hacmi 500 ila 700 litre arasında tutulması gerekiyor. Çok sık ağaç kökleri bulundurulmalı. Temizlik ve tank hijyenine dikkat açısından taban malzemesine kum konulmamalı. Dış motorun tank ebatına uygunluğu yanı sıra, yağmurlama sistemi ile akıntı en aza indirgenmelidir. Tank ısısı 30-32 derece olmalıdır.
Altum'ların bulunduğu ortam, mevsim şartlarına göre çok değişiyor. Yağmur sezonunda derinlik 8 metre civarında olurken pH da bununla beraber 4,8 e düşüyor. Yağmur sezonu genelde amazonda, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Sular çekildiğinde ise, nehir neredeyse çok hareketsiz hatta durgun hale geliyor ve haliyle pH da bununla beraber yükselişe geçiyor. Çok önemli püf noktada buradaki benim düşüncem, vahşi altumların bu evresini akvaryumda tutturamıyoruz. Sular yükseldiğinde ki su basıncı ve pH düşmesi, sonrasında suların çekilerek neredeyse ağaç kökleri aralarında kalıp adapte olmaları ve pH yükselmesi. Bunları akvaryumda uygulamak çok bilgi, tecrübe ve deneyim gerektiriyor.

Bir uzman akvarist, altumların yaşadığı bölgeye giderek hem su testi hemde vahşi altumlardan yakalayarak ilk tecrübesine atılmış. Habitatından topladığı kökleri akvaryuma dizayn etmiş. Yaklaşık 10 cm. büyüklüğünde genç bireylerden oluşan altumları, yanlarına 7 adet turquoise discus ekleyerek 100*100*70 büyüklüğündeki tanka atmış. İlk hafta bir tane altum ölmüş ve o günden sonrada günlerce uykusuz kalmış. Bunun nedeni ise çok ürkek olmaları ve sürekli saklanmalarıymış. Bazen balıkları göremiyor ve bir kökün arasındamı kaldılar diye endişeleniyormuş. Yaklaşık 1 sene sonra altumlar tam 20 cm. olmuş. Tankta epeyce form kazanan altumlar, birbirlerine kur yapmaya bile başlamışlar. Hatta gözüne çarpan üç tane altumdan ikisi, birbirlerine üstünlük sağlamak için mücadale veriyorlarmış. Uzman akvaristimizin yorumuna göre, bu ikisi dişiymiş. Erkekle çiftleşme isteğinden kaynaklanıyormuş. En nihayet eş seçilmesi tamamlanmış. Üretim tankına ayırmış ve iletkenliği 15 µS ve pH ı 5’e çekmiş. Akvaryuma birkaç kök koymuş ve ertesi gün altumlar kökleri temizlemeye başlamışlar. Daha sonra uzmanımız akvaryuma bir adet, Spathiphyllum (peygamber kılıcı ) diye bildiğimiz yapraktan koymuş. Altumlar direk bu yaprağı temzilemeye başlamışlar. Akşamüstü olduğunda 150 kadar yumurta görmüş(18:30). Yumurtlamanın devam ettiğini gören akvaristimiz rahatsız etmemiş ve 20.30’a kadar yumurtlama devam etmiş. Bu süreçte yaklaşık 600 yumurta bırakmışlar. 72 saat sonra yumurtaların çok azı mantarlaşmış. Kuyruklarının ilk hareketleri görülmüş. Diğer 72 saatte serbest yüzmeye başlamışlar. Tank ne kadar büyük olursa olsun altum yavruları yemi mutlaka bulurlarmış arkadaşlar. İlk yemleri olan artemia'yı hemen tüketmemişler, ama bir süre sonra kabul etmişler. Anne ve baba altum sürü halinde tutmak için yavrularını çok gayret sarfediyorlarmış. Her gün su değişimi yapıp, tankın sürekli temiz kalmasını sağlamış. Her yemlemeden sonra, dip çekimini hiç aksatmamış ve süratle büyümelerine hayran kalmış. Bu süreçte altumlar 5-6 haftalık oluncaya kadar sadece üç veya beş altumu ölmüş. 4 aylık olduklarında 15’er adet olacak şekilde 450’şer litrelik akvaryuma altumlarını ayırmış.




Pterophyllum Altum yaşadıkları bölgeler;




Vahşi Altumlar;




Akvaryumda Üretimi:








Bu melek ötesi canlıyı bir gün mutlaka besleyeceğim.
Saygılar...

Nicaragua ve Managua Gölü Cichlidleri

Bu konumuzda Nicaragua ve Managua gölü cichlidlerini tanıyacağız. Bir çok türünü eminim ki çoğumuz biliyoruzdur. Akvaryumlarımız da beslediğimiz bu agresif ve barışcıl türlerin, gerçek yaşadıkları alana ve kendi habitatlarına bir yolculuk yapalım.

Nicaragua ve Managua gölünde yaşayan belli başlı cichlidler;

Amphilophus citrinellum ( midas cichlid)
Amphilophus longimanus
Amphilophus rostratum
Amphilophus labiatum
Archocentrus centrarchus
Archocentrus spilurus (Cryptoheros) spilurum
Archocentrus (Cichlasoma, Cryptoheros) nigrofasciatus
Herotilapia multispinosa
Hypsophrys 'Copora' nicaraguensis
Neetroplus nematopus
Parachromis dovii
Parachromis loisellei
Parachromis managuense
Vieja maculicauda





Nikaragua, tropikal bölgede yer alır. Ülkenin büyük bölümünde sıcak ve nemli bir iklim hakimdir. Alçak arazilerde çok yüksek sıcaklıklar görülür. Bununla beraber doğudan esen alizeler buralarda iklimi bir miktar ılıman hale getirmektedir. Tepelerde ve dağlarda da iklim ılımandır. Atlantik kıyıları, Pasifik kıyılarına nazaran daha çok yağış alır. Pasifik kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 3.810 mm., Atlantik kıyısında ise yılda ancak 1.140 mm. yağış alan Managua hariç 2.030 mm.'dir. Sene, biri kurak, diğeri yağışlı olmak üzere iki mevsime ayrılır. Managua'da sıcaklık ortalaması, Aralık'ta 27°C, Mayıs ve Haziran'da 30°C arasında değişir. Batıda, Pasifik kıyısında, deniz seviyesinden yüksekliği 37 mt. olan ve yaklaşık 61 km. uzunluğunda ve 26 km. genişliğinde Managua Gölü yer alır. Bu göl, Tipitipa Nehriyle, ülkenin en büyük gölü olan Nikaragua Gölüne irtibatlanır. Nikaragua Gölü, deniz seviyesinden 32 mt. yüksek olup, 160 km. uzunluğunda ve 72 km. genişliğindedir. Bu göl, Karayip Denizine dökülen ve Kostarika ile sınırın büyük kısmını teşkil eden San Juan Nehrini besler.

Nicaragua ve Managua Gölünden görüntüler





Birazda gölümüzün derinliklerine inelim. Bakalım küçük dostlarımız aşağılarda nelerle meşguller?

Meşguliyetleri her zaman ki gibi zaten bellidir. Kimi kumluk alanlarda, kimi bir kayanın altında yuva kazarlar. Herkes eşini takmış peşine, yer arama derdinde olur. Nicaragua gölü gerçekten muhteşem bir güzelliğe ve bir o kadar ilginç habitata sahip bir göldür. Herotilapia multispinosa (rainbow cichlid) den tutun da, tam bir balık avcısı olarak bilinen ve diyetlerini zebralar, genç midaslar oluşturan erkekleri tam 75 cm. olan Parachromis dovii ( kurt cichlid) habitatında barındıran bir göldür.

Gölün bütün sakinleri, üremek için kayalık alanlarda yer kapma telaşına girerler. Akvaryumlarımızda bir zebra çiftin, yavrularını nasıl canı pahasına korurken agresifleştiğini ve terör estirdiğini biliriz. Ama şu an beslediğimiz zebraların hemen hemen hepsi, kendi habitatlarını görmediler ve çok dejenerasyona uğramış halleridir bunlar. Bir de kendi habitatındaki zebraların davranışlarını görmelisiniz. Tam birer terminatörler. Özellikle üreme zamanında kendinden kat kat büyük diğer terminatör olan, Parachromis dovii ( kurt cichlid), midas cichlidlere hiç de korkmadan kafa tutarlar. Hatta bazen zebra erkekleri koloni kurup (4-5) adet, zebra yumurtalarına veya yavrularına tehdit oluşturabilecek her türlü saldırıyı bertaraf etmek için nöbet bile tutabilir. Barışcıl türlerimiz, yumurtlamak için onlarda kayalık alanlarda yer kapma şanslarını deniyorlar ama maalesef, bu girişimleri hüsranla sonuçlanıp tekrar gölün derin ve kumluk alanlarına dönmek zorunda kalıyorlar.
Kayalık alanlarda öylesine kıyasıya bir mücadele vardır ki, genç damızlık adaylar, genç bireyler, henüz yumurtlamamış veya yumurtlama evresine yeni girmiş damızlık adaylar tam birer yavru ve yumurta avcısıdır. Yumurtlayan eşler çaresiz ne yapacaklarını şaşırmış durumda olur. Biri ordan, biri burdan saldırıdadır. Özellikle sıkça bahsettiğimiz Parachromis dovii bile yarım metrelik cüssesiyle yavrularını korumakta zorluk çekebilir. Cüsse işte, ne sağa ne sola hızlı hamle yapabilir.







Nıcaragua gölü cichlidlerinin habitatındaki su değerleri aşağıdaki gibidir.
Eğerki üretim düşünülüyorsa, bu su değerleri tutturulmaya özen gösterilmelidir.

Amphilophus citrinellum: 72-77ºF (22-25ºC), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0-8.0
Amphilophus longimanus: 77-84°F (25-29°C), dH 2-15 (5), pH 6.7-7.7 (7.0)
Amphilophus rostratum: 72-77ºF (22-25ºC), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0-8.0
Amphilophus labiatum: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Archocentrus centrarchus: 78-96°F (24-26°C), GH: 1-4, KH: 2-4, pH: 6.5-7.2
Archocentrus spilurus (Cryptoheros) spilurum: 75-79°F (24-26°C), 4-9 dH, pH: 6.5-8.0
Archocentrus (Cichlasoma, Cryptoheros) nigrofasciatus: 68-79°F (20-26°C), 9-20 dH (12), pH: 7.0-8.0
Herotilapia multispinosa: 68-79°F (20-26°C), 9-20 dH (12), pH: 7.0-8.0
Hypsophrys 'Copora' nicaraguensis: 73-81°F (23-27°C), 4-20 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.7-8.0
Neetroplus nematopus: 75-79°F (24-26°C), KH 3-21, pH: 7.0-8.0
Parachromis dovii: 75-79°F (24-26°C), 6-20 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Parachromis loisellei: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0
Parachromis managuense: 75-79°F (24-26°C), 5 - 18 dH (8), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 7.0 8.7
Vieja maculicauda: 75-79°F (24-26°C), 6-25 dH (12), KH: 3-21, GH: 3-18, pH: 6.0-8.0





MELEK BALIKLARININ DAVRANIŞLARI

Melek balığı, sadece tankta öylesine gezinen ve çekici görünen bir balık tipi değildir. Onların sade güzelliğinden başka, cinse özgü benzersiz, ilginç bir takım davranışlar içerir. Takip edilen davranış gözlemleri, iki ayrı tankın içinde yapıldı. Tank A ‘ya, büyük bir mermer (marble) melek balığı ve biraz daha küçük, ama olgun bir blushing melek koyuldu. Bu doksan-galon tankın içinde bulunan diğer organizmalar; Üç gurami, üç köpekbalığı, salyangozlar, türlü bakteriler ve bir su yosunu yiyicisidir. Tank B, yirmi-beş galonluk bir tanktır ve içinde yaklaşık aynı boyda gümüş bir melek ve altın bir melek vardır. Tank B ayrıca, iki blueberry tetra, iki striper balığı ve bir yosun yiyicisini barındırmaktadır.

Melek balığını gözlemenin en dikkate değer davranışı, onları izlerken birbirlerinin vücutlarına paralel hale geldikleri zamandır. Ne zaman bir balık döner, sonra diğer balık, aynı yönde paralel biçimde kendini tekrar düzenler. Bazen başları aynı yöne gelecek şekilde paralel dururken, bazen de baş-kuyruk şeklinde paralel dururlar. Tankta eğer diğerlerine göre büyük bir melek varsa, daha küçük balığın, daha büyük balığın yönüne doğru kendi vücudunu hizaya getirdiği fark edilirdir.

Bu davranış, bir savunma jesti olabilir. Meleklerin başlarının kenarlarında gözleri olduğundan dolayı, onlar sadece yandan yaklaşan yırtıcıları fark edebilir. Eğer onların ince vücutları, yırtıcı ile aynı yönde kalırsa, bir yırtıcı, onun gerçekte olduğundan çok daha küçük bir balık olarak görebilir. Üstelik bir melek balığı sürüsünde, yırtıcı eğer meleklerle aynı doğrultudaysa, onları olduğundan çok daha küçük etli balık olarak görecektir. Eğer yırtıcı, melek balığının yan tarafından yaklaşırsa, o zaman melek balığı arkasına bakmadan oradan uzaklaşacaktır. Bu olayda, yırtıcı sadece, melek balığının kuyruğunu görür, meleğe daha küçük bir av olarak baktığı kabul edilebilir. Bu yüzden, melek balığının şekli, cinsin davranışını açıklayabilir. Cins doğal olarak, yırtıcılar tarafından tutsak alınmaktan kaçınmak için bu davranışları gösterebilir.

Melek balığının, içerdiği başka bir kalite, meraktır. Bu davranış, yiyeceği önemsemekle ilgili görünür. Tank A ‘da mermer melek, ne zaman bir insan, özellikle tankın bakımını yapan kişi, tankın yanından geçse, mermer melek balığı her zaman, o kişiyi dikizler, mesela yiyecek istemek için. Ne zaman tankın camında bir parmak görse, tuhaflaşırlar. Bir parmak, tankın dışına dokunduğu zaman, blushing melek, ilk olarak, nesneye yaklaşacaktır. Parmak, farklı noktalarda hareket ettiği zaman, balığın ağzı, nesneyle beraber hareket edecektir. Eğer melek mermerse, yaklaşır, daha küçük olan blushing melek, mermerden birkaç inç bir mesafede diğer melekle hareket edecektir. Mermer melekten sonra, blushing melek aynı davranışına devam eder. Blushing melek, mermerin her zaman yakınında bulunur ve mermerle paralel bir biçimde kalır. Yiyecek tanka getirildiği zaman, kapak kaldırılınca, melek balığı yiyeceğin onlara geliyor olduğu ve bunu beklemesi gerektiğini bilen ilk cinstir. Bir defa beslenmek için pozisyon alan melek, artık tankın dışındaki bir nesneyle ilgilenmez.

Melek balıklarının, hızlıca çoğaltmak ve büyüme için büyük bir kapasitesi vardır. Daha küçük olan blushing melek, bir süre bu tankta kaldı ve aşırı derecede hızlıca büyüdü. Daha önce blushing meleklerin en narin tür olduğu bilinirdi. Bu melek, bilinenlerin tersini gösterdi. Tankta blushing melek, yiyecek kaynağına doğru yüksek ölçüde saldırgandır. Büyük granül yem, tanka ilk verildiğinde, blushing melek, ağzı ufak topları kapmak için fazla küçük olsa bile, onları yemeyi deneyen ilk melektir. Mermer melek ise, bu yiyeceğe ilgi göstermez, onun yerine, beslenme vaktinde gelecek olan yiyeceği bekler. Muhtemelen bu küçük meleğin bu denli yeme sebebi, hala büyüyor olmasındandır. Tank B'de, hem gold melek, hem de silver melek, Tank A ‘daki blushing melekle aynı boyda olduğundan, onlar da yiyeceğe aynı şekilde ilgi göstermiştir.

En merak edilen davranış, egemenliğini göstermek için sergilenen davranışlardır. Bu davranış, her iki tankta da gözlendi ama Tank B ‘de daha barizdi. En belirgin olan, dudaklarının birbirine kilitlenmesi olayıdır. Olaya bakılınca bu meleklerin samimiyet kurduğu düşünülebilir. Yine de, bu davranış sürekli devam ettiği gibi, çenelerin şefkatli bir kilitlemesi olmadığı dikkate değerdir, aksine saldırganlığın bir işaretidir. Onlar, çeneleri kilitlediği andan itibaren, birbirlerini çok sert bir şekilde iterler. Sonra tipik bir şekilde, nefes alır ve dinlenirler. Seyreden kişi, onların oksijensiz kaldığını ve tanka oksijen verilmesi gerektiğini düşünür. Birçok defa çeneleri kilitledikten sonra oksijen almak için dönerler, Silver melek duyargalarını geriye doğru çeker ve zıplayarak aşağıdakilere egemenliğini gösterir, sonra, gold meleğin solungaçların altından gagalamaya başlar, Bu, birkaç kez tekrarlanır. Gold melek, alttan gagalamaları bekler ve ağzını kaldırmaya başlar. Silver daha sonra, gold meleğin etrafında iki çember yüzer. Sonra gold meleği gagalamaya devam eder. Her iki balık, hava için yüzeye döner, silver sonra gold meleği birkaç kez daha gagalar. Gagalamalardan sonra, gold melek başını yukarı doğrultuda konumlandırır, bu gagalamayı kabul etmek demektir. Silver sonra, gözün arkasını ve kenarlarını da gagalar. Bu durumda gold melek kendini geri çeker ve uzakta yüzer. Silver melek, gold meleği paralel konumda izler. Arkasından yaklaşıp, kuyruğunu da gagalar. Bu şekilde önden ve arkadan gagalamalar devam eder. Sonunda gold mağlubiyeti kabul eder ve artık gagalanmaya karşı tepki vermez olur.

Bu gösteri, boş alanların kime ait olduğunu ve yemi önce kimin alacağını, yani egemenliği öğretmek gibi görünür. Bir tankta, hiçbir beslenme düzeni yoksa bile ve herkes, aynı zamanda yiyebilse bile, melek balıklarının doğasından gelen bir hareket olarak görülür. Boşluk, bir tank çevresinde büyük bir faktördür. Eğer bu kavga egemenlik içinse bir balık, herhangi bir zamanda, tankın içinde özel bir bölgeyi talep edebilir. Hatta baskın balık, ne zaman aynada kendini görse, yine dövüşmek için hazırlanır. Bu belki de, melek popülasyonunda major baskınlığın gerçek boyutudur.

Davranış ve araştırma çalışmalarım boyunca, meleklerin yavrulaması için ortamı hazırladım. Sonunda meleklerim yumurtaları dizdi ve dölledi.. Dişi, duyargalarını geri çeker, ve bir yaprağın üzerine yumurtaları koyar. Erkek sonra, aynı biçimde yumurtaları döllemek için izler. Yumurtaların bir hafta sonra çatlaması gerekir.

Çeviren: Ümit SEZER

Julie Barker ‘a ait makaleden çeviridir. Başka makaleler de çevirme hazırlığındayım. Çeviride eksik ve hatalı kısımlar olabilir. Sürç-ü lisan ettimse affola...

Orjinal makale linki:
http://cas.bellarmine.edu/tietjen/PP...h_behavior.htm

Yazının bundan sonrası kendi araştırmalarım ve gözlemlerimdir.

Melek balıklarında cinsiyet ayrımı olgunluğa erişmiş ve tüp çıkarmış bireylerde tüpçüğe bakılarak kolayca yapılabilir. Aşağıda örnek resimleri inceleyebilirsiniz.

Dişinin üreme tüpçüğü; kalın, kısa ve yanardağ ağzı şeklinde ortadan basık, kenarları yüksektir.



Erkeğin üreme tüpçüğü; daha uzun, ince ve sivridir.



Egzotik melek türleri...

Böylesini hiç görmediniz. Bunlardan ülkemizde bir çok yerde satılsa, eminim çok daha fazla melek besleyen olurdu.

Blu-face


Dalmaçyalı


Half-black


Orange-koi (tricolor varyetesi)


Orange-koi 2


Orange-sunset (blushing)


Platin


Albino



Meleklerde Eş Tutma

Melek sürüsünde, ergenlikten itibaren, müthiş bir baskınlık mücadelesi başlar. Tankınız, bölge tutma ve gagalamalar, ayrıca kovalamacalar gibi gösterilere sahne olur. Bazen ciddi yaralanmalar görülse de, genelde savaş kanlı değildir. Genelde baskınlık için erkekler savaşır, ama bazen dişiler de baskınlık savaşına girebilirler. Erkekler gibi dişilerde diğer dişiler arasında baskınlık için mücadele eder. Böylece baskınlık kazanan birey, diğerlerine egemenliğini ilan eder. Bölgesine kimse giremez, yemi ilk önce baskın olan yer gibi ağalık durumları oluşur.

Bunların üremedeki rölü nedir?

Baskın olan erkek, dişiler arasında en işyi gelişmiş, en güçlü ve anaç olannı seçme hakkına sahip olur. Bazen aynı dişiye göz koymuş başka erkekle mücadele etmesi gerekebilir. Dişiler de öyle kolayca seçmezler. Onlar, seçeceği erkeği önce bir teste tabi tutarlar. Mesela erkek dişiyi istiyorsa onunla da mücadele etmeli ve dişiyi pes ettirebilmelidir. Aksi halde vay haline

Diyelim ki, baskın erkek bir dişiyi uygun buldu ve onun da rızasıyla eş oldular. O zaman bu çift sahiplendikleri bölgeye kimseyi yaklaştırmaz, hatta sırf baskınlık elden gitmesin diye, arada gereksiz de olsa gövde gösterisinde bulnurlar. Doğada eş tutan çiftler sürüden uzaklaşır ve bir daha sürüye geri dönmezler. Ömür boyu birlikte kalırlar ve binlerce yavru büyütürler. Ama tankta durum böyle değildir. Eş tutan çifti ayırmazsanız, diğerleri için tankı dar edeceklerdir. İyice hırpalanan ve dövülerek sindirilen diğer bireyler arasında eş tutma ya da buna yeltenme bile olmayacaktır. Bu durumda eş tutan bu baskın çifti ayırarak, geride kalanlar için baskınlık ve dolayısıyla eş tutma şansı tanımalısınız.

Eş tutma, tüm bireyler arasında aynı anda gerçekleşmeyecektir. Bununla birlikte, eşit sayıda erkek ve dişi olsa bile, hepsinin eş tutma durumu olmayabilir. Yalnız kalanlar genelde en pısırık, güçsüz, az gelişmiş tipler olabilir. Yalnız kalanlar için 2. bir şans daha vermek isterseniz; aynı boylarda farklı bireyleri tanka koyabilir ve yeni bireylerle eş tutmalarını umut edebilirsiniz.

Eş tutmuş çiftler kolay kolay birbirinden ayrılmazlar ve kalabalık arasında bile eşlerini kolayca tanıyarak, yeniden birlikte olurlar. Eşlerden biri ölene kadar, hatta bazen ölse bile, diğer eş başka bireylerle yeniden eş tutmayacaktır.

Yumurtlama Zamanı

Eşlerinizin ne zaman yumurtlayacaklarını nasıl anlarsınız?

Bu soru meleklerle yeni tanışanların kafasında dolanıp durur. Konuya kendi gözlemlerim, deneyimlerim ve çeşitli kaynaklardan yaptığım araştırmaların senteziyle genel bir pencereden bakacağız.

Melek balıkları genelde 8-10 aylıkken kızışmaya ve eş aramaya başlarlar. 6 aylıkken bile eş tutanlar vardır. Mesela benim tricolor çiftim gibi. Boy faktörü çok fazla önemli değildir. Bireyler arasında bariz boy farkı yoksa, boyun da pek önemi yoktur. Genel olarak iyi gelişmiş iriler, erkektir. Bu onlara baskınlıkta avantaj sağlar. Dişilerin boyu o kadar farketmez. Bireylerin baskınlık kurması için gereken cesaret, kararlılık ve güç yeterli olur.

ERkek melekler, uygun ortamı yakaladıklarında gözüne kestirdikleri dişiye kur yaparken, bir yandan da bölgelerini savunurlar. Bu genelde 8-10 aylıkken görülür. Tam olgunluk 12 aylıkken olur. Yani 8. ayda eş tutmuş çiftler, büyümeye devam ederler. Onların iyi birer damızlık olmasını istiyorsanız, küçük akvaryumlardan çok daha geniş, en az 80 cmlik akvaryum ayarlamalısınız. Ayrıca kaliteli yemlerle beslemeli, diyetlerine mutlaka canlı yem eklemelisiniz. Bu hem onların gelişmesini sağlar, hem de yumurta sayısına ve sperm sayısına etki eder. Daha fazla yavru almak istiyorsanız, canlı yem mutlaka vermelisiniz.

Eş tutan çift, savundukları bölgede düz bir zemin seçerler. Bu genelde geniş yapraklı iri bir bitki yaprağı olacaktır. Eğer yaprak bulamazlarsa, filtre borusu, testi yüzeyi, hiç olmadı yan cama yumurtaları diziverirler. Sizin koyduğunuz çeşitli cisimleri de beğenirlerse oraya da yumurtaları koyabilirler. Bu iş için düz, koyu renkli, pürüzsüz ve mümkünse dikey duran bir nesne olmalıdır. PVC boru, mermer parçası, CD gibi işe yarar malzemeler kullanabilirsiniz.

Seçtikleri eğer bir yapraksa, yumurtlamadan 1-3 gün önce yüzeyini iyice temizlerler. Yosun, partiküller, yem artıkları, dışkı artığı gibi maddeleri derhal uzaklaştırırlar. Öyle bir temizlerler ki, gözleri başka şey görmez ve yumurtlama anına kadar bu temizlik devam eder. Pırıl pırıl olana kadar da yumurtlamazlar. Ayrıca yumurtlama zamanı için dişinin hazır olması gerekir. Dişinin karnı yumurta dolmadan ve çiftleşme için uygun zaman gelmeden, erkek ne kadar hevesli de olsa, çiftleşme gerçekleşmez. Bu sebeple yumurta dizme, bazen 1 haftayı bulabilir. Örnek: benim çift 1 haftadır yaprak temizliyor. Dişinin yumurta dolmasını bekliyoruz.

Eğer çiftiniz bir zemini böylesine temizliyorlarsa, genelde 1 ile 3 gün sonra yumurtaları dizecekler demektir. Temizleme işlemi bitince, sırasıyla yumurtlama talimlerine başlarlar. Yumurta dizercesine yapılan bu hareketler, bir çeşit egzersizdir. Bu işlem bir saat ile bir kaç saat arasında değişir. Egzersizin yeterli geldiğine inandıkları zaman yumurtlama işlemi başlar. Bu işlem genelde öğle saatlerine denk gelir. Çeşitli aksilikler yüzünden öğleden sonraya sarkabilir. Sabah aynı saatlşerde yemleme yapmak çok önemlidir. Sabah yemini geç alan veya alamayan çiftin yumurtlaması da gecikebilir.

Eş olma ihtimali üzerine tablo



Birey sayısı - En az bir çift olma şansı(%)
1------------ 0.0
2------------ 50.0
3------------ 75.0
4------------ 87.5
5------------ 93.8
6------------ 96.9
7------------ 98.4
8------------ 99.2

Son olarak internetten bulduğum ve hoşuma giden bir kaç fotoyu paylaşmak istiyorum siz melek severlerle...












Hala hangi balığı besleyeceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Not: Alıntı değildir. Tamamı kendi deneyim, gözlem ve çeşitli kaynaklardan yaptığım araştırmaların sentezidir.

Ümit SEZER
<_script />gal_register('gal_233_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_35_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_59_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_87_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_102_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_253_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script /> <_script />gal_register('gal_183_209724', '1', '1', '0', '0', '0');<_script />

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

28/3/2009 · Kategori: Malavi Cichled

Pseudotropheus Red Top Ndumbi
Erkek




Dişi



Yaşadığı Yer :Malawi gölünün "Ndumbi" adası

Beslenme Şekli :Omnivor (Hem Etçil hem otçul)
Doğada kayalar üzerindeki yosunlar ve ufak parazitlerle beslenirler.

En Fazla Büyüdüğü Boy :Erkekleri 10cm Dişileri 8cm

Olgunluk Boyutu :3,5cm e geldiğinde olgunlaşmış duruma gelmektedir.

Yaşadığı Yer Hakkında Genel Bilgi : Pseudotropheus Red Top Ndumbi, Malawi Gölünün kuzeyinde yer alan Tanzanya bölgesinde yaşamaktadır."Ndumbi" kıyısı çevresinde bulunan bu türün üç farklı varvasyonuna rastlanmıştır."Ndumbi" kıyısının kayalıklarında yaşayan bu türle benzerlik taşıyan "Ps. sp. Perspicax orange-cap" ve "Ps. sp. Perspicax yellow breast" tür Ndumbi'nin Güneyindeki "Pombo Reef"de bulunmaktadır.



Doğal Yaşam Alanı :Ndumbi ve Pombo Rocks kıyılarının zaman zaman akıntılı olduğu bilinmekte ve 3 metre derinlikte olduğu görülmektedir.Omurgasız canlılar ve yosunlarla beslenmektedirler.


Akvaryumdaki Bakımı :Karma akvaryumlara kolayca uyum sağlarlar.Yetişkin erkeklerin vücutları açık kobalt mavisi ve yüzgeçleri ise kızıl,turuncu renklere hakimdir.Kızıl renkler dudak çevresinden başlayıp sırt yüzgecinin sonuna kadar devam eder.Dişiler daha sade,gri kahve tonlarında olup yine sırt yüzgeçleri turuncumsudur.Akvaryum genişliği en az 100lt olmalıdır.Bu boyut diğer tüm popüler küçük mbunalar için geçerlidir.Agresif türlerle dahi bir arada yaşamaya elverişlidir.Bu sınıftaki tüm erkek balıklar kendi bölgelerini kesinlikle korurlar.Ayrıca bu ailenin bazı üyeleri geniş sularda yaşamayı severler.


Dişiler agresif erkekleri değil daha çok sakin ve bölgesini koruyan erkekleri tercih ederler.Üreme davranışı diğer tüm akrabaları gibi ağızda kuluçkalamadır.Yeni doğan yavrular tıpkı anneleri gibi kahverengi renktedirler.Yavru erkekler kendi renklerini ise 4,5cm de iken gösterirler.Haftada bir dondurulmuş artemia ya da spirulina ile beslenmelidirler.Ayrıca yine dondurulmuş tuzlu su karidesi verilebilir.Bu yemleme biçimiyle mükemmel renklere sahip bir erkek yetiştirilebilir.




Şaşırtıcı olarak bu tür benzerlik taşıdığı diğer türler gibi etrafındaki başka cinslere karşı hakimiyet kurma gereği duymaz.Mesela Ps.Politlerdeki hakimiyet isteği,bu türde yoktur.Bu türler akvaryum hayatının vazgeçilmezleri arasında yerini almaya başlamıştır.


Saygılarımla,
Labidochromis sp

Sistematik
Labidochromis sp. (hongi) ilk defa 1935 yılında Trewavas tarafından tanımlanmıştır.Bu tanım 1982’de Lewis tarafından tekrar incelendi.Bu tür ‘red top kipuma’ olarak da bilinir. Labidochromis sp. , populasyon inceleme notlarında (Konings 1995) Hongi adası civarında en çarpıcı renkleri sergileyen tür olmuştur.


Doğal alanı: Hongi, Malawi gölünün Tanzanya sahillerinde bulunan Undu resifinin güneyine doğru olan Liuli de yer aldığı anlatılmıştır. Bu tür , 5-10 metre derinlikte kendi sahası boyunca küçük gruplar halinde bulunur (Conklink 1993).Yapılan beslenme gözlemleri, otçul olarak beslendiğini ileri sürer (Konings 1995).





Hongi Erkeği




Hongi Dişisi

Akvaryum ortamında bakımı: Hongi, Conkling(1993) tarafından sürdürülen araştırmalarda verilen iyi huylu örneklerinin aksine benim akvaryumlarımda daha fazla agresif ve bölgeci bir chiclid türü olmuştur. Saldırganlık düzeyi benim beslediğim (L.caeruleus, Perlmutt) türlerinden daha fazladır.Canlı siyah cizgili mavi vücudu, parlak turuncu sırtıyla birleşir.Hongi saldırgan bir balık olmasına rağmen bu özellikleriyle onu zahmete değer yapar.Dişilerin rengi açık kahvedir.Zaman zaman değişebilmektedir.Yavrular kahvererengidir ve yüzgeçleri portakal renklidir.100 litrelik bir akvaryum yavru büyütülmesi için yeterlidir.Erişkinler ise 160litre tanklarda bakılmalıdırlar.Hongi yeterli hacimde düzenli yavru verir.yavrular ezilmiş yemleri ve kabuksuz artemiayı severek tüketecekler ve hızlıca gelişeceklerdir.





Üretim arzulanıyorsa, balıklar yavruyken en az altı tane alınmalı ve koloni oluşturulmalıdır. Zaman geçtikçe saldırgan olan balıklar ayrılmalıdır.Ben 8 adet yavrudan oluşan bir koloniyle başladım ve iki çift balığımı ayırdım.Sonuç olarak elimde 1 erkek 3 dişi kaldı.8 adetten oluşan kolonimde zaman zaman saldırganlıklar gözlemledim.Fakat balıklarım nadiren zarar gördü.Balık sayısı 4e düşürüldüğü zaman dominant dişi ve erkek diğer dişilere zarar vermeye başladı ve en sonunda 1 çift balığım kaldı.Malawi ‘haps’ , Victorian Haplochromines ve çoğu mbunalar hongi ile anlaşabilir.Doğasında bölgecilik olan hongi, eğer akvaryumda dominant ise diğer tür balıkların renkliliği ve yumurtlamasını engelleyebildiğini düşünmek gerekir.

Yazan: Marc Elieson

Çeviren: Fatih S. Polat



Cyrtocara moorii, beslenebilecek yumuşak mizaçlı en güzel balıklardan biridir. Malawi’nin Mavi Yunusu, hobide genellikle Haplochromis moorii’nin ilk sınıflandırılmış türü olarak bilinir. Şimdi sadece Cyrtocara soyuna it bir türdür. Mavi yunus ismi, kafasının üstündeki hörgücü (tepesi) ve gagayı çağrıştıran ağız yapısıyla bir yunusu çağrıştırmasından gelir.

Oldukça geniş bir alana yayılmış olmalarına rağmen Malawi’de ender görülürler. Yine de, Lumbaulo and Malombe’den en fazla ihraç edilen türdür. İlk olarak 1968 yılında ithal edilmiş olan bu tür, hobide onlarca yıldır bulunmaktadır. C. moorii evde beslemeye uyum göstermesi açısından eşsizdir. Taeniolethrinops praeorbitalis, Fossorochromis rostratus, ve Mylochromis lateristriga gibi tabanı kazarak, dibe karışmış, yenebilir küçük organizmaları çıkartıp onlarla beslenirler.

Aslında yiyecek bulabilmek için kumu kazmaları ve ortaya bir harfiyat çıkarmalarıyla, köpek balıklarının soyundan gibidirler, fakat o kadar da dramatik değil! Bu, sadece gölde beslenmek için belgelenmiş bir avlanma yöntemidir.

C. moorii hatırı sayılır bir boya ulaşırlar. Erkekler 8 inche (20cm), dişiler de 6.5 inche’lik (16.5cm) boya kadar yetişirler. Buna rağmen daha fazla da büyürler, bu onların tipik boylarıdır. Bu balığı beslemenin tek dezavantajı (yani zor yanı), cinsel erişkinliğe ulaşmalarının uzun zaman almasıdır. Yavruların 4-5 inch’e erişerek yumurta dökecek noktaya gelmeleri 1.5-2 yılı bulabilir. Gençler, gümüş rengindedir ve 4 cm’ye gelince kadar mavi rengi almaya başlarlar. Yumurtadan çıktıktan birkaç ay sonra yavruların anal yüzgeçlerindeki sarılık ilginç bir biçimde ortadan kaybolur.

Buna karşın bu balıkların yetişip ilk yumurta dökme zamanını bekleme sabrını gösterirseniz, öncelikle cinsel olgunluğa erişinceye kadar gösterdiğiniz bütün sabrın karşılığını alacaksınız. Onlar, her iki ayda bir düzenli olarak 20 ile 90 arası yumurtayı kuluçkaya yatırırlar. Yumurtlamadan birkaç gün önce, erkek dişiye sık sık gösteri yapmaya başlar. Erkek çok daha fazla hareketlidir ve tabanda yuva için kazı yapar ya da düz bir taşın üzerini temizler. Ondan sonra dişi yuvaya ya da taşın üzerine yumurtalarını döker ve onları hemen toplar.

Dişi, yumurtaları bilfiil ağzına toplamadan önce döllenme meydana gelir. Bu yumurtalar 18-21 gün sonra yumurtadan çıkar ve genellikle bir hafta sonra da serbest bırakılır.

Dişiyi yakalayıp tutmak isterken, onu ürkütecek ani hareketlerden kaçınılmalıdır. C. moorii dişileri, kovalanırken yumurtalarını açık seçik olarak tükürmeleriyle ünlüdürler. Onu yakalamanın en iyi yolu gecedir, ışıkları kapattıktan birkaç saat sonra ışık yakılır. Eğer dişi, nakil sırasında yumurtaları tükürürse, onları anne ile birlikte alacağınız yeni tanka serpin, dişi onları bir saat ya da daha fazla süre içinde toplayacaktır.

C. moorii çok eşlidir ve en iyi yol büyük bir erkek ile birkaç dişiyi birlikte tutmaktır. Eğer birden fazlasını tutarsanız (ve belki 3 ile 6 arasında), sürü halinde tankın içinde dolaşırlar. İki cinsi ayırdetmek zordur, çünkü renkleri arasında bir fark yoktur. Ayrıca, hörgüçlerine bakarak da anlaşılamaz. Yaşla birlikte büyüyen, yağlı alınlarının boy ve biçimlerinin oldukça küçük bir farkla değişiklik gösterdiği söylenebilir.

Bu balıkların boy ve enlerinden ötürü, erişkin (damızlık) olanları, uzunluk, 125 (472 litre) galondan daha küçük tanklarda tutulmamalıdır. Bu balıklar, hareket etmek için açık ve geniş alanlara ihtiyaç duyarlar. Yiyeceklerini çamurlu koylarda ve kıyılarda bulunan bu tür için kum ya da ince çakıldan oluşan taban malzemesi en iyidir. Onlar dip cichlidlerinden biri olarak bilinir. Kayalar iyidir, fakat tankın gerisine ya da köşelerine konmalıdırlar. Bu, C. Moorii’ler için önemlidir, çünkü, kolay ürkerler ve kayalarla daraltılmış tanklarda potansiyel olarak yara almaya müsaittiler. Yani yuva kazacakları taban malzemeleri oluşturmaya dikkat edilmeli, fakat zarar verecek herhangi bir ‘demirbaş’tan da kaçınılmalıdır.

Pseudotropheus Demasoni yetiştirme tankı

Pseudotropheus demasoni Konings, 1994

Pseudotropheus Demasoni, Malawi Gölü’nün mevcut Mbuna türlerine nispeten yeni eklenen bir türdür. Onlar, birkaç yönden, hobicilerin yaygın olarak bildiği diğer mevcut Pseudotropheus türlerinden farklıdır. Öncelikle, boyları diğer türlere göre daha küçük kalmaktadır, ancak 10 cm’yi bulabilmektedirler ve küçük bir akvaryumda tutulmaları mümkündür. İkinci olarak, erkek ve dişileri, diğer Pseudotropheus türlerinden farklı olarak, aynı renk ve desenlere sahiptirler. Son olarak, görüntüleri, ait oldukları familyanın diğer üyelerine göre biraz daha narindir.(Bu, onları tanımak için önemli bir nokta olabilir)

Ben, 6 balıktan oluşan ilk P. Demasoni grubumu, 1-1/2 yıl kadar önce, lokal bir akvaryumcudan satın almıştım. Boyları 2.5 cm civarındaydı ve 55 galonluk* bir tankın içinde duruyorlardı. Saldırı ve hastalık nedeniyle 2 tanesini kaybettim ve 6 ay sonra, aynı akvaryumcudan 3 tane daha alarak akvaryuma koydum. Grup şimdi, 6 cm boyundaki bir dominant erkek, 4-5 cm arasındaki 3 dişi ve cinsiyetlerini bilmediğim 3-4 cm boylarındaki diğer 3 balıktan oluşuyor. Tankın diğer sakinleri ise, 4 sarı Labidochromis Caeruleus, 6 Zebra Danios ve 4 "İnci gibi" Labidochromi’ydi. (L. Caeruleus’un-Sarı Prenses’in-beyaz formu gibi)

Bu grup, 208 litrelik (55 galonluk) standart bir akvaryumda kalıyor. Işıklandırma, 2 adet 48" ** 40 Watt’lık gün ışığı florasandan oluşuyor, ek olarak, bu iki florasanı yakmadan önce ve kapattıktan sonra, zifiri karanlık yerine akşam karanlığı hissini verebilmek için 20"’lik bir florasan kullanılıyor. Taban malzemesi, koyu renkli mercan ile biraz Aragonite karışımından oluşuyor. Dekor, 75-100 civarı sivri yerleri törpülenmiş, ceviz büyüklüğündeki yerel taşların dizilmesiyle oluştu. Böylelikle, balıkların aralarında yüzmesi ve saklanması (ve herhangi bir balığın yakalanmasını imkansız hale getirmek!) için çok sayıda oyuk da oluştu. Tankta biraz Java Fern de var, fakat çok iyi durmuyorlar. Tankın filtrasyonunu, saatte 400 litre devir gücündeki 2 ayrı dış filtre sağlıyor. Bu filtrelerin her biri suyun aralarından geçerek temizleneceği iki ayrı hazneye sahip. Bu filtreler, balıkları mutlu edecek, oksijen açısından iyi suyun hareketini düzenliyor. Tank, 200 Watt’lık ısıtıcıyla ısıtılıyor. Suyun değerleri şu ölçülerde seyrediyor: Sıcaklık 78.0 F,*** P.H.: 7.8 to 8.0, ve sertlik ~200 ppm.





Pseudotropheus s’ler gibi, P. Demasoni de, düşük proteinli beslenmeye ihtiyaç duyar ve bu düşük protein de balık ya da hayvansal orjinli olmamalıdır.Benim Demasoni grubuma günde bir iki kez verdiğim yem, 5 farklı spirulina’nın karışımından yapılmış bir yaprak yemdir. Akvaryumdaki dekorasyon malzemelerinin üzerinde, taşlarda ve akvaryumun camlarında, balıkların sürekli kazıdıkları, algiler de gelişiyor. Bazen, diyete dondurulmuş ve işlenmiş ya da canlı tuzlu su karidesi de ekleniyor. Ben, sık sık hafta sonları seyahayet için uzakta oluyorum ve onlar bu yüzden, 2 ya da 3 gün, yemleme yapılmadan idare ediyorlar.

P. Demasoni’de cinsel farklılıklarını ayırt etmek bir bakıma zordur. Bunu anlamanın bazı incecilikleri vardır, fakat onlar tamamen güvenilir değildir. Erkekler genellikle dişilere göre daha iridir ve renkleri daha parlaktır. Ventral yüzgeçleri de daha uzundur. Bununla beraber, bu, geniş ihtimaller içinde cinsel ayrımı belirlemenin sadece bir işaretidir. Onların cinselliğini anlamak açısından en iyi yol,onların davranışlarını izlemektir, fakat bu, her zaman her ikisini anlamak için başarılı olmaz. Benim, ikinci erkek olduğuna ikna olamadığım, ikinci en iri P. Demasoni’m, 6 hafta kadar önce bir dişiye dönüverdi. Bir gün, işten eve döndüğümd, o dişi olduğunu ispatladı.

Ben ne yazık ki, hiç kur yapma ya da yumurtlama davranışlarını göremedim, fakat o genellikle su değişiminden sonra ya da, birkaç gün yalnız kalıp –belki de canları sıkıldıktan sonra!- oluyordu. Ben, zaman kıtlığından ve akvaryumdaki taşlardan dolayı, kuluçkaya yatan dişiyi ana tanktan almam. Bu nedenle, aldığım yavru sayısı artmadı, ama genellikle birkaç tanesi ana tankta hayatta kalmayı başardı. Ağızları dolu olan dişiler, aşağı yukarı 3 hafta kadar sonra yem almaya başlıyorlar ve bundan bir hafta sonra da yavruları salmaya başlıyorlar. Birkaç gün içinde bütün yavrularını salıyorlar ve onları içine bırakacakları küçük taş yapımı yuvalar arıyorlar. Beni en çok şaşırtan şeylerden biri dişilerin, özellikle yavruları ağızlarında tutarken ki, sahiplenmeleriydi. Onlardan biri, bir bölgeyi kendisine yuva olarak sahiplendiğinde, onu diğer dişilere karşı himaye etmeye girişir. Dişiler, yavrularını saldıktan sonra, ana tankta bir problem olmadan kendilerini toparlarlar.

Yavru balıklar, ana tankta dolaşırken herhangi bir özel dikkat göstermezler ve genellikle bir kaçı sağ kalmayı başarır. Onlar küçük bitslerle ve taşların üzerindeki algae’lerle beslenirler. Zamanla daha atak olmaya başladıkça, büyür ve irileşirler.Daha şimdiden, tankta, iki dişiden eş zamanlı olarak salınmış olan, 1 cm boyunda 3 yavru balık, yanında da, 8 adet 1 haftalık yavru balık bulunuyor.

Toplam olarak, P. Demasoni’nin, cichlid severlerin tanklarına koyabilecekleri mükemmel bir tür olduğunu düşünüyorum. Onlar,akrabaları olan iri Pseudotropheus sp türleri kadar geniş yer gerektirmezler. Ve hareketleri diğer akrabalarına göre daha ilgi çekici, renkleri de daha göz alıcıdır. Belki biraz pahalı olabilirler ve biraz zor bulunabilirler, fakat onlar buna değer.

*1 galon (ABD): 3.7853 litre, 1 galon (İngiliz) 4.5461 litre
**1" : 2.54 cm
***1 Fahrenayd: -17.22 santigrat. (78.0 Fahrenayd: 25.55 santigrat)


Yazan: Marc Ludi, 1999, (The Cichlid Room Companion.)

Çeviren: Fatih Polat

Çevirenin notu: Bu makalenin P. Demasoni’lerle ilgili tarih olarak biraz eski sayılabilecek bir makale olduğunun farkındayım. Bir süredir beslediğim ve yavru da aldığım Demasoni’yi Türkiye’de pek çok hobicinin de beslediğini ve ürettiğini biliyorum. Yani Demasoni, ülkemiz hobicileri açısından bu makalenin yazıldığı tarihle kıyaslandığında artık öğrenilmiş bir tür. Öncelikle kendi merakımdan ötürü çevirmiş olduğum bu makale, Demasoni’nin hobi dünyasına girişinden kısa bir süre sonra kaleme alınmış bir deneyim aktarımı olması bakımından kayda değer. Ve o günkü bilgiler ışığında yazılmış olan bu makaledeki pek çok not da Demasoni beslerken hala faydalanılabilecek cinsten. Makaleyi burada paylaşmama da, bu düşünce neden oldu.

Yazan: Süleyman ÇELİKBAŞ
 
Adı : Pseudotropheus Acei - Luwala Yellow Tail
Biotope : Sahilin kumluk kesimi
Maksimum boyu : Erkekler 15 cm ( 6 inç ) Dişiler 10 cm (4 inç ) Akvaryum ortamında daha fazla boy atabilirler.
Beslenme : Otçul. Zaman zaman protein ağırlıklı yem de verilebilir.
Üreme biçimi : Ağızda kuluçka
Mizacı : Kendi türlerine orta derecede agresif. Başka türlere barışçıl
Sıcaklık : 25 - 28 ° C
Ph : 7,8 – 8,6
Yaşadığı Bölge:

Acei ler kumluk ve kayalıklarla dolu batmış ağaç gövdelerinin olduğu Malawi gölünün sahil kesiminde yaşarlar. Aceiler koloni balıkları oldukları için her zaman birlikte görülebilir.

Gölde batmış olan ağaç gövdeleri etrafında 30 ila 50 arası Acei kolonisi toplanmış olarak beslenmeye çalıştıkları görülür. Kayalıklar arasında ise bu rakam 3 ila 10 olarak değişir.



Pseudotropheus Acei Luwala Yellow tail: Bandawe-Luwala Reef -Nkhata Bay -Senga kıyılarında yaşarlar.

Pseudotropheus Acei Ngara White Tail : Ruarwe -Karonga-Ngara kıyılarında yaşarlar



Beslenmesi


Aceiler doğada suya batmış olan ağaç ve ağaç köklerinde oluşan algleri yiyerek beslenirler. Otçul bir tür olan Acei ler aynı zamanda etçil de beslenebilirler. Acei ler ağaç üzerinde yetişen alglerle beslendiği bilinen tek cichled türüdür. Doğada yüzlercesi su altında kalan ağaçların etrafında beslenmeye çalışırken görülebilir. Sürü olarak gezen balıklardır. Akvaryum ortamında yeni doğan yavrular sürü halinde hareket ederler. Bitkisel ağırlıklı beslenmesi faydalıdır. Zaman zaman protein ağırlıklı yemlerde verilebilir. Sürekli protein ile beslenen Aceilerin renklerinde matlığa neden olabilir aynı zamanda bload gibi hastalıklar görülebilir.



Beslenmesinin algler olduğu unutulmalı ve et içeren yemler en azami şekilde verilmelidir. Canlı yemler en çok haftada bir kez verilmelidir ( Su piresi, gammarus, kan kurdu, karides vb.). Beslenmesi için yeşil otçul yemler ve spirulina ağırlıklı yemler tercih edilmelidir.



Cinsiyet Ayrımı



Acei lerde cinsiyet ayrımı çok zordur. Bu balıklarda erkek de dişide renklidir. Akvaryumda çok tercih edilmesinin sebebi de renkli bir çift oluşudur. Çok güzel pastel renklere sahip balıklardır. Erkeklerin vücudu dişilere oranla daha kalın olur. Erkeklerde de dişiler de de yumurta beneği olabilir, fakat erkeklerde ki yumurta beneği sayısı dişilere oranla daha fazladır. Erkeklerin alt ve üst yüzgeçleri daha uzun ve daha sivridir.



Erkekler davranışlarıyla da kendilerin belli edebilirler. Kolonisine yaklaşan yabancı bir balığa karşı hemen yüzgeçlerini kabartarak tepki gösterebilir, dişiler bu durumda oradan sürüyle birlikte uzaklaşmayı tercih ederler. Bu türler arasında büyük savaşlar çok nadir yaşanır. En sakin huylu mbunalardandırlar. Çok nadir de olsa damızlık boya gelen erkekler akvaryumda ölümcül olmayan kavgalar yapabilirler.



Benim gözlemlediğim kadarıyla erkeklerin üst yüzgeçlerinde başından kuyruğuna doğru mavi bir çizgi vardır. Bu çizgi kuyruğun alt ve üstünde de olabilir. Dişilerin üst yüzgeçleri tamamen sarı renktedir ve daha kısadır. Erkeklerin renkleri dişiye oranla biraz daha koyu renk olabilir. Aceilerde cinsiyet ayrımı konusunda en kesin çözüm vent kontrolü ile anlaşılabilir.





Eşleşme Davranışları



Doğada bölgeci olmayan bu balık akvaryumda çok sert olmasa da çiftleşme zamanı bölgeci olabilir. Akvaryumda kayalar arasına akvaryum tabanına inene kadar çukurlar açarak orada çiftleşmeyi severler. Doğada düz kayalar üzerine de yumurta dökerler. Çiftleşmek isteyen erkek akvaryumda kayaların arasını kazar ve dişiyi bu bölgeye çekmeye çalışır. Çiftleşmeye hazır olan dişi erkekle beraber akvaryumda gezmeye ve beraber hareket etmeye başlar. Erkek sürekli dişiye kur yaparak dişiyi çiftleşmeye hazır hale getirmeye çalışır. Hazır olan dişi erkeğin kazdığı çukura giderek çiftleşme dansına başlar. İnternette yaptığım araştırma sonucunda dişilerin 30 ila 80 arası yumurta döktüklerini okudum fakat ben yumurta aldığım dişimi kusturduğum da birinden 166 diğerinden 162 tane yumurta aldım.



Acei yumurtaları 5 günde çatlar ve kafa ve kuyruk oluşmaya başlar. 7. gününde yavruların gözleri oluşmaya başlar. Kusturmak için en uygun zaman 11. gündür. Akvaryumda erkek yumurta alan dişiyi sürekli rahatsız ederek tekrar çiftleşmek isteyebilir. Dişi erkek kendisini rahatsız ettiği için yumurtaları yutabilir ya da tükürebilir. Böyle bir durumla karşılaşmak istemiyorsak imkanımız varsa dişiyi başka bir akvaryuma ayırmakta fayda vardır. Acei dişisi kepçe ile yakalandığında strese girip bütün yumurtaları tükürebilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için balıklar uyurken nakil işlemini gerçekleştirmek en sağlıklı yoldur.



Genel Bilgiler

Aceiler 5 cm boya geldiklerinde üremeye hazırdırlar. Üretilmesi kolay bir balıktır. Acei ler akvaryum tabanında kullanılan kumun rengine göre kendi renklerini belli ederler. Akvaryumda koyu renk kullanıldığında renkleri lacivert e yakın bir renk alır. Açık renk kum kullanılan akvaryumlarda çok güzel pastel renklere sahip olurlar. Renkleri buz mavisi ve canlı bir sarı olur. Ben her iki renk kumda da besliyorum açık renk kumda beslediklerimin seyrine doyum olmuyor.




Akvaryumda su kalitesi ve zaman zaman canlı yem verimi üremelerini tetikleyici bir etkendir. Akıntıyı çok seven balıklardır. Acei akvaryumunda güçlü bir iç filtre ya da bir kafa motoru mutlaka bulunmalıdır.

Akvaryum tabanında kesinlikle ince bir kum kullanılmalıdır. Aceiler kumla oynamayı seven balıklardır.

Acei akvaryumunda Ph 8 ve üzeri olması kendilerini rahat hissetmelerini sağlar. Akvaryumda birçok türle sorunsuz yaşayabilen Acei lerin en iyi anlaştıkları türler Labidochromis caeruleus ve Cyrtocara moorii dir. Sert balıklarla beslenen Acei ler zaman zaman sert davranışlar sergileyebilir. Orta derecede agresif mbunalar ile beslemenizi tavsiye ederim.



Akvaryumun her bölgesinde yüzebilmesi bu balıkları daha da çekici yapmaktadır. Akvaryumlarda Acei lerin 2 türü bulunmaktadır. Bu türler Pseudotropheus Acei - LuvalaYellow tail ve Pseudotropheus Acei – Ngara White tail dir.



Sahibini tanıyan balıklardır. Yavrular çok küçük doğarlar ama büyüme hızları orta derecedir. Akıntılı ve sık su değişimi yapılan akvaryumlarda daha hızlı büyüyebilirler. Yavrular protein ağırlıklı beslenmelidir. Yavrulara artemia ya da protein ağırlıklı yemler ufalanarak verilebilir. Yavru Acei ler yeni doğduklarında siyah beyaz renklerde ve dikne çizgili doğarlar. 1 erkek 3 dişi şeklinde koloni olarak beslenmelidir Erkek sayısını arttırmak istiyorsak bu rakam 2 erkek 5-6 dişi şeklinde de olabilir.
 
Aceiler en küçük 150 lt lik akvaryumda beslenmelidir.

Pseudotropheus Demasoni

Pseudotropheus Demasoni; Malawi gölündeki en güzel Mbunalardan biridir. Güzel renklerinden ve davranışlarından dolayı son zamanlarda oldukça popüler hale gelmiş ve birçok akvaristin akvaryumuna renk katmaya başlamıştır. Latince adı Pseudotropheus Demasoni olmakla beraber, Malawi Zebra adıyla da anılmaktadır. Piyasada az bulunması, alacalı renklere sahip olması, diğerlerine göre biraz daha yavaş büyümesi ve biraz daha zor üremesi bu türün pahalı olmasının sebepleridir. Malawi'nin en bölgeci balık türlerinden biridir. Meraklı ve saldırgandır. İstediğinde çok hızlı hareket eder. Bu güzel canlıları seyretmesi çok keyiflidir.

İki türü bulunmaktadır. Bunlardan biri "Pseudotropheus Demasoni (Mozambique)", diğeri ise "Pseudotropheus Demasoni (Pombo Rocks)" adıyla tanınmaktadır.



Ülkemizde iki tür de bulunmaktadır. Ancak Mozambique türü henüz ülkemizde yeni yeni yer almaya başladığından, yaygın olan Pombo Rocks türünü inceleyeceğiz.


Habitatı: Malawi gölünün derin kayalık bölgelerinde yaşar. Suyu sert ve hafif baziktir. Bu yüzden eğer bu balığı besleyecekseniz sertliği yükseltmek adına mercan/midye kırığı kullanmalısınız. Ph 7.8 - 8.6 arası olmalıdır.

Davranış Biçimi: Serttir. Erkekleri bölgecidir. Ancak söylendiği gibi katil balıklar değillerdir. Demasonilerimi beslediğim akvaryumda Kırmızı Prensesler ile barış içinde yaşıyorlar.

Beslenme: Alg kazıyıcı sınıfından olan Demasoniler otçuldurlar. Bu yüzden bitkisel ağırlıklı bir diyet uygulanmalıdır. Elbette protein de ihmal edilmemeli, çok az da olsa protein içeren yemler verilmelidir. Eğer diyet bitkisel ağırlıklı değil de protein ağırlıklı olursa balıklar yağlanır ve ürediklerinde daha az yavru verirler. Bunun yanında Malawi Bloat gibi hastalıklara yakalanabilirler.

Boyut: Habitatlarında 10cm'ye kadar büyüyebilmektedirler fakat akvaryum ortamında en iyi şartlarda 8cm civarına gelebilirler. Diğer Mbunalara göre biraz daha yavaş büyürler.

Sıcaklık: 25-27 derece arası olmalıdır. Yavru akvaryumları için 27 derece tavsiyemdir.

Cinsiyet Ayrımı: Cinsiyet ayrımında en önemli faktör Anüs-Vent aralığıdır. Demasonilerde aşağıdaki şekildedir;



Ancak eğer balık yetişkin değilse Anüs-Vent aralığı ile cinsiyet ayrımı yapamazsınız. Balığın rengine ve kafa yapısına bakmanız gerekir. Erkeklerin rengi daha canlı ve daha koyudur, siyahları daha fazladır. Dişilerin ise renkleri daha sönüktür. Erkeklerin kafa yapıları dişilere göre daha yüzeyseldir. Dişilerin kafa yapıları ise daha ovaldir. Aynı batın yavrularda erkekler biraz daha büyük, dişiler ise biraz daha küçük olurlar.

Biraz da Demasoninin besleneceği akvaryumun nasıl olması gerektiğinden bahsedeyim. Taban iki parmak kadar mercan kırığı veya midye kırığı ağırlıklı, bunun yanında doğal kumdan oluşmalıdır. Tabandaki kum ve mercan/midyeler ince taneli olmalıdır. Ağırlıklı olarak oval kayalar kullanılmalıdır. Bunların yanında delikli kayalar da kullanılabilir. Bitki olarak Anubias Barteri, Anubias Nana gibi sert ve kalın yapraklı bitkiler kullanılmalıdır. Sert saz türleri de kullanılabilir. Otçul beslendiklerinden, ince ve yumuşak yapraklı bitkileri yerler.

Eğer Demasoni alacaksanız, almadan önce dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Balığın yüzgeçlerinde deformasyon olmamalı, üzerinde beyaz noktalar veya lekeler olmamalı, herhangi bir yere sürtünüyor olmamalı, karnı çökük olmamalı, karnı aşırı şiş olmamalı ve gözleri fırlamış olmamalıdır. Eğer bu belirtilerden bir ya da daha fazlası varsa balık hasta demektir. O balığı almanız akvaryumunuzdaki diğer tüm balıkları tehlikeye atacaktır. Eğer Demasoni alacağınız akvaryumdaki diğer balıklardan bazılarında da bu özellikler varsa o akvaryumdan kesinlikle balık almayın.

Üreme: Üretimi Sarı Prenses, Snow Prenses, Kırmızı Prenses gibi Mbuna türlerine göre biraz daha zordur. Dişiler boyuna ve yaşına göre ortalama 15-40 adet yumurtayı ağızda kuluçka yaparlar. 1 erkeğe 3-5 dişi düşmektedir.

Peki nasıl ürerler? İlk önce tüm balıklarınızın cinsel olgunluğa erişmiş olması gerekir. Bu durum, şartlara bağlı olarak değişmekle birlikte en erken 6 aydır. Yukarıda da bahsettiğim gibi akvaryumunuzun dekoru oval kayalar ağırlıklı bir dekor ile ince mercan kırığı ağırlıklı olmak üzere ince doğal kumdan da oluşan 2 parmak tabandan oluşmalı. Burada kayalar üreyen dişilerin saklanma alanları olacaklar. Daha önce de belirttiğim gibi Ph 7.8 - 8.6 arası olmalıdır. Bir de sağlıklı yemleme yapıp, düzenli su değişimi ve dip çekimi ihmal edilmezse ürememeleri için bir sebep kalmıyor.

Balıklarınızın ürediğini 2 şekilde anlayabilirsiniz. Biri çiftleştiklerini görerek, ikincisi de dişinin ağzının dolduğunu görerek.

Ağzı dolu bir Demasoni dişisi;



Bir dişi ağzına yumurta aldıktan sonra balığın yaşına ve su şartlarına bağlı olarak ortalama 20-22 gün sonunda yavruları bırakır. Bu süre esnasında dişi karanlık bir yerde kalmak ister ve yem yemez. Yavruları bıraktıktan sonra uzun bir süre yem yemeyen dişi zayıf düşer, toparlanana kadar da çiftleşmez.

Bu noktada bir seçim yapmanız gerekiyor. Ya kusturacaksınız ya da yavruları kendisinin bırakmasını bekleyeceksiniz. Eğer kusturursanız dişi zayıf kalmayacağından daha sık çiftleşir ve daha çok yavru verir. Kusturma işlemini en erken 13. gün, en geç 16. gün yapmanızı tavsiye ederim. Kusturduğunuz balıkları ayrı bir akvaryumda büyütmeniz en sağlıklısı olacaktır.

Eğer yavruları kendisinin bırakmasını isterseniz ve akvaryumunuz yavruların saklanabileceği kadar büyük değilse dişiyi ayrı bir akvaryuma alıp, yavruları orda bırakmasını beklemeniz gerekiyor. Ayıracağınız akvaryuma dişinin saklanabileceği kadar kaya koyarsanız strese girmez. Dişiyi, yavruları kendisi bıraktıktan sonra hemen ana akvaryuma geri salmayın. Biraz yavrularla beraber beslensin ve kendini toparlasın.

Formunu geri kazandığında ana akvaryumunuza geri salabilirsiniz. Eğer akvaryumunuz küçükse ve dişiyi ayırmayıp orada bırakırsanız dişinin saklanacağı yeterli alan yoksa ve erkeğin çiftleşebileceği ağzı boş dişi kalmamışsa erkek yeniden çiftleşmek için dişiye yavruları attırabilir. Attırmasa bile dişi yavruları bıraktığında yavruların saklanacağı yeterli alan olmayacağından büyüyemeden erkeğe veya diğer dişilere yem olacaklardır.(Dişi kendi yavrusunu yemez. Ama kusturup da yavruları dişinin yanına koyarsanız o zaman yer).

Demasoni yavruları çizgili ve renkli doğarlar. Eğer kusturursanız 13-16. günler arasında henüz renk almamış olacaklarından renksiz görürsünüz ama anne bıraktığında renkli doğarlar.



Bu noktada 1 hafta boyunca Artemia ile beslenmeleri büyümeleri açısından iyi olur. Daha sonra toz yem ile devam edilebilir. Daha sonraki yavrulamalarda eğer yavrular arasında 2 kattan fazla boy farkı varsa yeni yavruları eskilerin yanına koymanız hiç iyi olmaz. O tankta yavruluğa koyabilirsiniz. Örneğin eski yavrularınız aşağıdaki resimdeki boydalarsa, yeni yavruları onların yanına koymanız hiç iyi olmaz.



Ülkemizde bulunan Malawi türlerinin büyük çoğunluğunu beslemiş biri olarak diyebilirim ki; böyle bir malawi daha yok! Gerek renkleri, gerek davranışları olsun benim gözümde Malawiler arasında en güzel tür. Eğer aktif, sevimli ve güzel renklere sahip bir balık istiyorsanız ve Malawiler konusunda az da olsa tecrübeniz varsa mutlaka Demasoni alın derim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/3/2009 · Kategori: Kili_ Kuyruk_Xiphophorus helleri_


 

k_rm_z__k_l__kuyruklar.jpg

KILIÇ KUYRUK

(Xiphophorus helleri)

 

Platinin çok yakın akrabasıdır. Anavatanı Orta Amerika'nın tatlı sularıdır. İnce uzun balıklardır. Erkekleri kuyruk hariç 10 cm. ve dişileri 12 cm. kadar büyüyebilir. Erkekler dişilerden daha ince yapılıdır ve gonopodları vardır. ayrıca erkeklerin kuyruklarının alt kısmı kılıç şeklinde uzamıştır. Kuyruklarıyla beraber erkeklerin boyu 15 cm. olabilir.

Doğal örnekleri kahverengi ve yeşil renkli olmasına karşın seçici üretim yöntemleri ve melezleştirme çalışmaları sonucunda çok çeşitli ırklar elde edilmiştir. En bilinen varyeteleri şunlardır: Fantom, gümüş, sarı, calico, tuxedo, siyah, yeşil, kırmızı, sarı, albino, lirkuyruk varyeteleridir.

20-26° C sıcaklıktan hoşlanırlar. pH 6-8 arasında olmalıdır. en az 80 litrelik bir akvaryumda ve grup halinde bakılmaları önerilir. Bitkili akvaryumları severler.

Diğer poeciliidae üyeleri gibi kılıçkuyruklar da grup balıklarıdır. En az 4-6 bireyden oluşan bir grup halinde bakılmalıdırlar. Grup, 1 erkeğe 5-6 dişi düşecek şekilde ayarlanmalıdır. Akvaryum 80 litreden küçükse grupta sadece 1 erkeğin bulundurulması gerekir çünkü baskın erkek diğerlerini hırpalar. 4 erkek balık koymak daha doğru olur çünkü baskın erkeğin saldırganlığı dağılabilir.

Kılıçkuyrukların ilginç özelliklerinden biri de dişilerin erkeğe dönüşmesi özelliğidir. Yaşadıkları ortamda erkek kılıçkuyruk bulunmuyorsa baskın olan dişi kısa sürede erkeğe dönüşür. Bazen de hastalık atlatmış ve yaşlanmış dişiler durup dururken erkeğe dönüşebilir.

Erişkin bir dişi ortalama her ay 20-100 arasında yavru verebilir. Yavruları kesinlikle erişkinlerden ayırmak gerekir, av olabilirler. Hamile balığın yavruluğa konması genelde tavsiye edilmez. Strese girip kendisine zarar verebilir. Bunun yerine küçük ve bol bitkili bir üretim tankı kullanılabilir. Bitki bulunmazsa rafya kullanılmalıdır.

Yavrular artemia ile beslenmelidir. 3-4 aylıkken üremeye hazır hale gelirler.

Kılıçkuyruk konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, akvaryumun üzerinin kapatılmasıdır. Akvaryumun üzeri hava alabilecekleri ama dışarı atlamalarını engelleyecek şekilde kapatılmalıdır. Bu balıklar sıklıkla tanktan dışarı atlayabilirler.

Yakın akrabaları ile melezleşebilen kılıçkuyrukların varyetelerinin oluşturulmasında platiler önemli bir paya sahiptir. Piyasada bulunan birçok kılıçkuyrukta plati genleri vardır. Aynı şekilde, piyasadaki platilerde de kılıçkuyruk genleri olduğundan daha önce bahsedilmişti.

Hangi balıklarla bir arada beslenebilir? Lepistes, plati, moli, velifera gibi poeciliidae balıkları kılıçkuyruklara iyi birer arkadaş olabilirler. Çeşitli tetra türleri, labirent balıkları ve küçük yapılı çiklitler de kılıçkuyruklarla beraber beslenebilirler. Bunun dışında corydoras cinsleri, otocinclus, ancistrus, vatoz gibi balıklar ve labeo türleri de kılıçkuyrukların bulundukları akvaryumlarda güvenle bulundurulabilirler.

Hangi balıklarla bir arada olmamalıdırlar? İstisnai durumları olsa da scalare ile bir arada bulunmaları sakıncalı olabilir. Kılıçkuyruklar, bunlara karşı çok saldırgan bir tutuma girebilirler. Aynı şekilde japon balığı ile bir arada beslenmeleri de sakıncalıdır. Bunların dışında, çok iri yapılı ve etçil balıklarla da bir arada bulundurulmamalıdır.

k_l__kuyruk.jpg

siyah_k_l__kuyruk.jpg

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/3/2009 · Kategori: Velifera_Poecilia velifera_

Velifera

(Poecilia velifera)

Molinin çok yakın akrabası olan bu balık, aslında irice bir cins molidir. Bazı özellikleri ile molilerden ayrılır.

Anavatanı Orta Amerika'nın tatlı ve yarı tuzlu suları olan velifera, ırmakların denize döküldüğü yerlerde yaşadıkları için tuzlu suya da adapte olmuşlardır. Bu yüzden bulundukları akvaryumun suyuna 10 litreye 2-3 çay kaşığı tuz (kaya tuzu) atmak gerekir.

Erkekleri 6, dişileri 8 cm. civarındadır. Erkekleri gonopodları sayesinde dişilerden ayrılır. Ayrıca erkeklerinin yelken gibi son derece gösterişli sırt yüzgeçleri vardır. bu sırt yüzgeçlerinin düzgün gelişebilmesi için yüksek bir akvaryuma (en az 40 cm.) ihtiyaç duyarlar, aksi halde sırt yüzgeçleri gelişemez.

24-28°C sıcaklığı severler. pH 6-8 arasında olmalıdır. Bol akıntılı suları severler. En az 80 litrelik ve yüksekçe (40 cm. ve yukarısı) bir akvaryumda bakılmaları gerekir. Bol bitkili akvaryumlardan hoşlanırlar. en az 5-6 bireylik bir grup halinde bakılmaları önerilir. Bakımı biraz tecrübe gerektiren bu balığın üretimi kolay olsa da diğer poeciliidae üyelerine göre daha zordur.

Velifera, bitkisel ağırlıklı beslenir. Tıpkı moli gibi spiriluna yosunu başta olmak üzere yenilebilen her türlü yosuna bayılırlar. Yemleme konusunda sıkıntı yaşatmazlar. Bunlara da yosun bulunmadığı taktirde haşlanmış ıspanak yaprağı verilebilir. Bunun dışında kaliteli kuru yemleri de reddetmezler.

Veliferanın üretimi diğer poeciliidae üyelerine göre biraz zordur. Dişiler 2 ayda bir ortalama 10-50 arasında yavru dünyaya getirir. Yavruları oldukça iridir. Kendi yavrularına zarar vermezler. Bulundukları akvaryumda başka türden balıklar yoksa doğum yapmak üzere olan dişiyi ayırmaya gerek yoktur. Eğer bulundukları akvaryumda başka türden balıklar varsa doğum yapmak üzere olan dişiyi 20 litrelik bir tanka almak gerekir. Moliler gibi bunlar da yavruluklarda üretilmemelidirler; ölü doğum olabilir, yavrular erkek doğabilir ve hamile balık stresten dolayı kaybedilebilir. 6 aylık olduklarında üremeye hazır hale gelirler.

Veliferaların da çok çeşitli varyeteleri geliştirilmiştir. Bunlardan başlıcaları; altın (sarı), turuncu, gümüş, dalmaçya, balon velifera cinsleridir. Balon molilerde olduğu gibi balon cinsi veliferalar da laboratuarlarda üretilmiş mutasyon balıklarıdır.

Erkekleri, hemcinslerine karşı oldukça saldırgan olan veliferalardan akvaryumda sadece bir tane erkek bulundurulması gerekir. Aksi taktirde baskın erkek diğer erkekleri hırpalar, ölümlerine sebep olabilir. Akvaryum 100 litreden büyükse ve bol bitkili ise birden fazla erkek bulundurulabilir. Bu durumda şiddetin dağılması için 4 erkek koyulabilir.

Yakın akrabaları olan bazı balıklarla melezleştirilebilir ve yavru alınabilir. Veliferaların en yakın akrabası molilerdir. Moli-velifera melezi balıkları inanılmaz derecede gösterişli balıklar olduğu bilinmektedir. Bunun dışında da lepistes ve gambusya da yakın akrabaları sayılabilirler.

Hangi balıklarla bir arada beslenebilir? Moli, lepistes, kılıçkuyruk, plati gibi poeciliidae üyeleri ile bir arada bakılabilirler. Küçük çiklit türleri, labirent balıkları, labeo balıkları ile bir arada bulundurulabilen veliferalar corydoras türleri, otocinclus, ancistrus, vatoz, tetra türleri, rasbora, zebra, danio gibi balıklarla da barış içinde yaşayabilirler.

Hangi balıklarla bir arada olmamalıdırlar? Saldırgan balık türleriyle bir arada olmamalıdırlar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/3/2009 · Kategori: Moli _Poecilia sphenops_

 

MOLİ

(Poecilia sphenops)

Poeciliidae ailesinin en dekoratif balıklarından biri olan bu sevimli türün ana vatanı Texas ve Orta Amerika'daki tatlı ve yarı tuzlu sulardır. Bu balıkların erkekleri 4, dişileri 6 cm. olabilir. Erkeklerde diğer poeciliidae üyeleri gibi gonopod bulunur.

24-28°C sıcaklığı severler. pH 6-8 arasında olmalıdır ve suda kesinlikle ısı değişimi olmamalıdır. En küçük ısı değişiminde bile sağlıkları bozulabilir. En az 60-80 litrelik bol bitkili bir akvaryumda ve 4-6 bireyden oluşan bir grup halinde bakılmaları önerilebilir. 1 erkeğe 3 dişi düşmesi uygundur.

Poeciliidae ailesinin en hassas üyesidir. Özellikle ısı değişimlerine karşı çok hassastır. Kolayca mantar hastalıklarına yakalanabilirler. Bu yüzden de bakımı biraz tecrübe gerektiren bir balık türüdür.

Bulundukları akvaryuma 10 litreye 1 çay kaşığı hesabı ile tuz (kaya tuzu) katmak faydalıdır. Bu şekilde hastalıklara karşı direnci artırılabilir. Hazır yeri gelmişken, moli ile ilgili çok ilginç bir bilgiyi burada sunmak faydalıdır: Moli, deniz akvaryumuna ilk başlayanlar tarafından da kullanılmaktadır. Az tuzlu sularda da yaşayabilmesi sonucu, yeni kurulmuş bir tuzlu su akvaryumunda suyu hazırlayıcı bir canlı olarak bu tanklara salınmaktadır.

Çok çeşitli varyeteleri geliştirilmiş ve bu göz alıcı varyeteler akvaryum dünyasında yerlerini almışlardı. Bu varyetelerden en bilinenleri: Siyah (arap-black), aykuyruk, albino, gümüş, dalmaçya, balon, sarı (altın), leopar varyeteleridir. Burada balon moli konusunda kısa bir bilgi vermek yerinde olur: Balon moli bir mutasyon ürünüdür. Genleri ile oynanarak laboratuar ortamında geliştirilmiş ve buralardan yayılmış bir balık türüdür.

Moliler oldukça doğurgan balıklardır. Ortalama 45 günde bir, 20-50 arası yavru verirler. Genellikle kendi yavrularına zarar vermezler. Bu yüzden, akvaryumda başka balık çeşitleri yoksa doğum ana tank içinde gerçekleşebilir. Ama başka balık türleri varsa hamile balık, küçük bir üretim tankına alınmalıdır. Burada önemli olan nokta; hamile balığın konduğu tankın ısısı ile ana tankın ısısı farklı olmamalıdır.

Moli üretimi için bazen yavruluk kullanılsa da bu sakıncalı olabilir. Yavruluğun içinde strese giren anne balık erken doğum yapabilir, ölü doğum yapabilir, kendisi bile ölebilir. Bu yüzden yavruluk kullanımı bu balıklarda tavsiye edilmemektedir.

Yeni doğan moliler oldukça iri yapılıdırlar. Artemia ve spiriluna yosunu ile beslenebilirler. Birkaç hafta sonra bitkisel ağırlıklı yemler vermeye başlayabilirsiniz. 5-6 aylık olduklarında üremeye hazır hale gelirler.

Moliler, yemleme konusunda sorun yaşatmasa da bitkisel ağırlıklı beslenmelidir. Oldukça iyi bir yosun yiyicisidirler ve bu sebeple akvaryumdaki yosunlaşmaları bir nebze olsun engellerler. Et ürünleri bu balıklar için faydadan çok zarar getirir. Özellikle hassas yapıları göz önünde bulundurularak tubifex türü yemler kesinlikle verilmemelidir. Et ağırlıklı beslendikleri taktirde ömürleri azalır, hastalıklara yakalanabilirler. Bunların yerine spiriluna yosunu ve çeşitli diğer yenilebilir yosunlar, haşlanmış ıspanak verilebilir. Bitkisel ağırlıklı beslenseler de genellikle akvaryum bitkilerine zararları olmaz. Bunlar zaten bol bitkili akvaryumlarda bakılmalıdır.

Moliler, yakın akrabaları olan bazı balıklarla melezleşebilirler ve yavru alınabilir. En yakın akrabaları velifera, gambusya ve lepistestir.

Hangi balıklarla bir arada beslenebilir? Oldukça barışçıl olan bu balıklar lepistes, velifera, plati, kılıçkuyruk gibi poeciliidae üyeleri ile bir arada bulunabilirler. Labirent balıkları, sakin çiklit türleri, neon tetra, zebra balığı da bunlarla iyi arkadaşlık eder. Corydoras cinsleri, otocinclus, ancistrus, vatoz gibi balıklar da bunlarla bir arada güvenle barındırılabilirler.

Hangi balıklarla bir arada bulundurulmamalıdırlar? Saldırgan ve iri yapılı balıklarla bir arada bulundurulmamalıdırlar.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::